Weber in kapitalizm için demir kafes benzetmesi yaptığı noktadayım. Paylaştığımız zemin ve ruh hali sanıyorum ki aynı. Ayrım yalnızca zamandan ibaret. Aksayan akslara görmek, bu kadar güçlü hissetmek ve dahası var olduğunu bilmek dayanılmaz bir acıya düçar kılıyor zihni. Zihnin bu acısına müteakip anlıyorum ki beden acılı bir ruhu taşımaktan çok aciz. Acının eşiği intihar seçeniğini yahut portresini belirginleştirecek olan şey. Binlerce kez ölmemek için bir kere ölmeyi göze almak evet hikayenin özü bu.