Şu cehenneme gireli beri usul usul bir başkaldırı uyanıyordu içinde. Öne eğilmiş, yazgısına razı bir insan gibi bekleyen Catherine’e baktı. Şu kapkara dünyada, böylesine amansız bir iş için kendini tüketmek ve sonunda ekmek parası bile çıkaramamak olacak şey miydi?
"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.'
“Özlem ablayı arayacak mısın? “ dedi aşağı inmeden önce. Hiç düşünmemiştim. “Gerek yok” dedim, “dünyadaki bütün babalar, onun için yıllar önce ölmüş zaten.”