Bu kitap yaşadığım 6 Şubat depremini ve covid hikayesini hatırlattı. Kötü bir olay ya da büyük bir felaket sonrasında bir grup insan tıpkı kitaptaki gibi bunun Allah ın insanlara bir cezası olduğunu düşünüyor, bazıları da son yaşanan olayları anlatıp hak ettik diyorlar. Bu senaryo insanların var bir şeylere inanmasından beri hep var olmuş. Bu düşünceyi eleştimiyorum, en azından bilime aklı yetmeyen bir kısım insan yaşayışını biraz daha düzenleyecek gibi gözüküyordu sözde. Benim en net şahit olduğum olay ise bire bir yaşadığım depremdi. Deprem anında ağlayarak sinir krizleri geçirerek, sükürler ederek kurtulan yanımdaki bu insanlar Allah ın ne kadar büyük olduğunundan, bunun bir işaret olduğundan, kıyametin geleceğinden, hırsızlık, yalan, dolandırıcık, tecavüz gibi olaylardan örnek vererek zaten bunu hakettiklerinden bahsettiler yaktıkları ateş etrafında. Çoğunu tanıyordum, camilerden çıkmayan insanlardı. Benim gözümü açan olay ise sabahın ilk saatlerinde yine bu insanların marketlerin camlarını kırıp içinden tencere, televizyon, kulaklık gibi eşyalar çalmalarıydı. Gözlerindeki o mutluluğu unutmuycam. Kendimi kandıramadım çünkü gıda çalmıyorlardı, çalanlar da bir kaç haftalık değil yıllık erzak çalıyorlardı sanki; litrelerce yağlar, torba torba unlar, makarnalar, gözleri doymuyordu. Eğer bir kaç gün daha devletten haber gelmeseydi erzak ve barınma için birbirlerini öldüreceklerine emindim. Yani gerçek yüzlerini gördüm ve bundan derste çıkardık diyebilirim. Bu olaylarda özet olarak bana bir cümleyi hatırlattı.'' Bir şeyler iyi gidiyorken herkes iyidir''
Kitapla bağdaştırdığım bir diger konu ve hayretle izledigim ise alışkanlık... İnsan gerçekten herşeye alışıyorlar ve bu durumdan hiç şikayet etmiyorlar. Tıpkı 2020 virüs hikayesinde olduğu gibi... İlk ölen onsanları