"Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadigamizda bir agaç şöyle konusabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yasamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler: Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar.
Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attigin her adim, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.’’
"Sokaklarda dolaştım. Çatapatlar ve bayraklar bir çocuk gibi eğlendiriyordu beni. Gene de hükumet kararıyla belli tarihte neşeli olmak çok budalaca bir şey."
"Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı."
"Burnun kenarları kaşınırsa haber gelecek demektir", diye araya girdi Pelageya İvanovna. "Kaşlar kaşınırsa gözyaşı, alnın sağ yanı kaşınırsa bir erkeğe, sol yanı kaşınırsa bir kadına rastlayacaksın, kulaklar kaşınırsa yağmur yağacak, dudaklar öpüşme, bıyık tatlı yiyeceksin, dirsek yeni bir yerde uyuyacaksın, ayak tabanı yolculuk yapacaksın anlamına gelir..."