Ay Işığı

Guy de Maupassant
Çevirmen:
Tahsin Yücel
Editör:
Ayça Sezen
Tasarımcı:
Utku Lomlu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ay Işığı
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2022 20:03
Her ülkenin Edebi türlerde temsilcileri vardır. Benim için yazması en zor tür olan öykü türünün, Fransız temsilcisi Guy De Maupassant'ın öykülerini okumaya devam ediyorum. Ay ışığı, yazarın on dört öyküsünün yer aldığı bir derleme. Daha önce Gezgin Satıcı ismindeki başka bir öykü derlemesini okumuştum. Yazarın öykülerinde ki kalite hiçbir zaman okuyucunun motivasyonunu düşürmüyor. Maupassant gerçek öykücülüğün hakkını veren bir yazar. Harika bir gözlem yeteneğine sahip. Küçük anlar ve olaylardan harika çıkarımlar yaparak, bunları kağıda sade ve keskin çizgilere sahip bir üslupla aktararak okura sunuyor. Bu kitapta ki Toparlak, Horla ve Takı öykülerine ayrı bir parantez açmak istiyorum. Toparlak adlı hikayede, bağnaz düşüncenin kesim fark etmeksizin toplumun her katmanında olduğuna aklımıza gelmeyecek bir sahneyle şahitlik ediyoruz. İnsanın bencilliği ve ahlakının zayıflığı harika anlatılmış. Horla da ise mistik ve batıl inançlar gibi basitlikten çok uzak konularının bu kadar sade işlenebilmesi çok muazzamdı. Takı da ise okura neredeyse bütün duyguları yaşatmanın başarısı vardı. Genel olarak Dünya Edebiyatında öykücü kimliğinin hakkını veren ender yazarlardan olan Guy De Maupassant'ın Ay Işığı, bir okura gerçek okur olma yolunda harika bir rehberdir...
Edebiyat
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2022 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 21:08
"Hiç kuşkusuz, yalnızlık çalışan anlaklar için tehlikelidir. Çevremizde düşünen ve konuşan insanlar bulunması gerekir. Uzun zaman yalnız kalınca, boşluğu hayaletlerle doldururuz." Meşhur hikayeci Guy de Maupassant'ın on dört hikayesinden oluşan Ay Işığı kitabı onu ünlü yapan Toparlak hikayesi ile başlıyor. Bu hikayesinde işgale uğramış Fransa'dan bir kesit sunuyor ve bir insanların kendi özgürlükleri için yanlarındaki kişiyi nasıl kullandıklarını anlatıyor. Söz konusu kişi bir fahişe ama onun da insan olduğunu ve ona karşı öncesinde nasıl sonrasında nasıl davrandıklarını görüyoruz yol arkadaşlarının. Kısa kısa diğer hikayelerinde halkın içinden olaylar okuyoruz. Maupassant da bilindiği gibi olay hikayesi yazarıdır ve bunu iyi başardığını söylemek lazım. En beğendiğim hikaye kitabın sonundaki Horla hikayesi oldu. Deliliğin sınırında, günden güne kendini daha da kaybeden, vücudunun bir görünmez güç, Horla tarafından ele geçirildiğini, onun yönetimi ile hareket ettiğini hisseden, onu sürekli etrafında, evin içinde, odasında hisseden birinin hikayesini okuyoruz. Bu hikayeyi o kadar beğendim ki kitabı sadece bu hikaye için bile okumanız gerekir diyebilirim. "Çok deliler gördüm ben; öylelerini tanıdım ki, akıllıydılar, tek bir nokta dışında, yaşamın her şeyi konusunda açık görüşlüydüler. Her şeyden açıklıkla, esneklikle, derinlikle söz ediyorlardı, sonra birdenbire düşünceleri deliliklerinin kayalığına çarpıp parça parça oluyor, dağılıyor, "delilik" denilen şu yükselen dalgalarla, sislerle, fırtınalarla dolu, tüyler ürpertici, azgın okyanusa gömülüyordu."
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
Ay Işığı
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
Tüm kitap dostlarına merhaba! Bugün Guy De Maupassant’tan oldukça güzel bir öykü kitabıyla karşınızdayım. İçerisinde kimisi romanlara konu olabilecek türde on beş ayrı öykü yer alıyor. Aslında öykülerin hepsinin ayrı bir tadı vardı ama özellikle arasından birini seçecek olursam sanırım bu “İp” adlı öykü olurdu. “İnsanlar her zaman inanmak istediklerine inanırlar.” sözünün güzel bir örneğiydi. Öykülerle ilgili bir başka hoşuma giden nokta da kaleme alınış şekli oldu. Hiçbir yönlendirme olmadan, yazarın ne için yazdığını bile anlamadan sadece olaylara tanık oluyor ve kendi payınıza düşeni alıyorsunuz. Öykü okumayı seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar.
Edebiyat
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2021 150. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2021 08:20
Guy de Maupassant’ın edebiyat dünyasına girmesinde Flaubert’in büyük etkisi olmuş. Öykü okumayı çok sevip, elime Maupassant kitabı almamış olmam ilginç doğrusu. Buna karşın, Maupassant tarzı öykülerin genel özelliklerini bilmem de ayrı bir acayiplik.Olay öyküsü denildiğinde, Maupassant tarzı öykücülükten de bahsetmiş oluruz aslında. Kitabın başında Tahsin Yücel’in geniş bir önsözü bulunuyor Guy de Maupassant üzerine. Kitapta bulunan tüm öyküler merak uyandırıcı, karakterler; kendi sınıfların temsilcisi gibi.Öykülerin her biri ironi dolu. Çok büyük ilgiyle okudum.
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 161. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 17:37
Birbirinden ilginç 14 öykü... Betimlemelerinin başarısıyla gündelik yaşamın içindeki hayatların güzel tasvirlerinden oluşan , akıcı anlatımlı hikayeler okumak için iyi bir tercih Ay Işığı. Klasikler içinde okunması oldukça kolay bir kitap. Yazarın her öyküde okuyucuya sunduğu sonlar, beklenin aksine aslında hayatın sıradan sonuçlardan ve çıkarımlardan meydan geldiğini gösteriyor bana göre. Severek okunacak başarılı bir öykü derlemesi.
Edebiyat
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
10/10
·200 syf.·
2021 60. kitabı
14 kısa öyküde oluşan kitap, yazarından okuduğum ilk eser. Gerçi öyküleri zamanında parça parça yayımlanmış olsa da bu toplanmış seçili öyküler gerçekten şaşırtıcı ve çok güzel. Maupassant Öykülerini ilk defa ortaokul yıllarımda duymuştum. Aradan geçen onca zamana rağmen onu okumamış olmak çok büyük bir kayıp doğrusu. Gerçekçi öykünün babası kabul edilen yazar her ne kadar kendi zamanında baya eleştirilmiş olsa da, kitabı çeviren Tahsin yücelin önsözü bence çok yerinde bir analiz olmuş. Yazar, her ne kadar son öyküsünde ilerde yaşadığı bunalımı aksettirse de daha sonra bir klinikte ölmesi ve deli olarak anılması gerçekçi bir duyguyla bir delinin ruh halini anlamaya olanak tanıyor bana göre. 14 öykü de birbirinden güzel olmakla beraber özellikle toparlak adlı öykü zamanın burjuvazisini öyle bir yerden yere vuruyor ki şaşırmamak ve alkışlamamak elde değil. İroni dolu ama kısa olan bu ötkülerden çok ders çıkarılır. Keza toplumsal ve bireysel birçok dillendirilmemiş gerçekler Maupassantın öykülerinde dile getirilip adeta bir bedene bürünecek kadar soyutça ortaya koyuluyor.
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
Toparlak
Puan vermedi·200 syf.·
2021 11. kitabı
Yazarın bir öyküsünü okuyan tüm öykülerini de okumak isteyecektir. Çok yalın kullandığı dil ve en ince detaylara kadar yazılarında yansıtması adeta o anı yaşatıyor okuyucusuna. Gerçekçilik akımından olması tabi ayrı bir haz veriyor. Yazılarındaki ironi yazarı sevmek için başka neden. Bu kitaptaki tüm öyküler çok güzel ancak “Toparlak” açık ara önde. Savaş esnasında seyahate çıkan Burjuva sınıfının, paraya olan düşkünlüğü ve ikiyüzlülüğü bir fahişe tarafından ortaya çıkartılıyor.
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 139. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2020 00:33
Ünlü öykücü Maupassant ile ilk tanışma kitabım olan Ay Işığı bende oldukça iyi bir izlenim bıraktı. Öyküleri zevkle ve merakla okudum. Öyküler o kadar yalın ve net ki bazen ani bir tokat yemiş gibi oluyorsunuz. Yazar insanın acımasızlığını, iki yüzlülüğünü, duyarsızlığını ve pek çok insani duyguyu öyküleriyle çarpıcı bir şekilde önünüze koyuyor. Öykü okumaktan keyif alan herkese öneriyorum. Ben de kitaplarını okumaya devam edeceğim. İyi Okumalar.
1000Kitap
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 21. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 11:01
Ay ışığı Kitap AçıklamasıAy Işığı, öykü alanında dünya edebiyatına damga vurmuş Fransız yazar Guy de Maupassant’nın on dört öyküsünden oluşan bir derleme.Edebiyat yaşamına Flaubert’in himayesinde başlayan Maupassant, benzerine az rastlanır gözlem gücü, küçük ayrıntıları değerlendirme ustalığı ve doğrudan söylenenin gerisindeki ince alayla kaleme aldığı eserleriyle öykü türünü adeta yeniden tanımlamıştır. Olaylara, nesnelere hep dışarıdan bakan, çok değişik çevrelerde, çok değişik insanlar arasında gezinen bu öykülerin büyük çoğunluğu, okuru derin bir gerçeklik duygusu içinde gülümsetir ya da ürpertir. Yazar, sıradan insanların yaşamındaki küçük dramlardan ve onların zihinlerini meşgul eden gündelik sorunlardan ironi yüklü çarpıcı hikâyeler çıkarır.Özlü, güçlü, keskin ve yalın bir anlatımla desteklediği gerçekliği ve kurgudaki ustalığıyla öykü türüne yeni bir anlayış getiren yazarın bu derlemesini Türkçenin usta kalemlerinden Tahsin Yücel’in çevirisiyle okuyacaksınız.Arka Kapaktan
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2020855 okunma
Sıradan hayatların dramatik gerçekleri
9/10
·205 syf.··
2025 98. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 12:50
Bazı kitaplar zamanını bekler. Bu kitap da benim için öyleydi. Bir süre önce kitap fuarında bir tavsiye üzerine almıştım ama Vincent Van Gogh’un tavsiyesi ile okumak nasip oldu. Yazarımızın kitabında toplam 14 öykü bulunuyor. Öykülerin yazıldığı tarihlere göre sıralanmış. Gündelik hayatta yer alan çeşitli dramatik konuları ironik bir biçimde anlatmış. İlk hikayeler biraz daha acemice yazıldığı çok belli. Hikayeleri geçtikçe yazarın gözlem gücünün ve kaleminin de arttığını görüyorsunuz. Bu kitabın içinde öyle ahım şahım harika ballandırılmış cümleler çok beklemeyin. Bazen hikaye acayip bir şekilde sona eriyor ve siz ne olduğunu anlamıyorsunuz. Acaba gülmeli mi? Üzülmeli mi? Bazı kısımlarında Emile Zola da gördüğüm acımasızca bir bitiş var. Sanırım yazarımız ondan da etkilenmiş olabilir. Okunması rahat ve kolay ilerliyor. Genel olarak tüm hikayelerini beğendim. O yüzden rahatlıkla tavsiye edebilirim. Bu ayakkabı size uyabilir. Giymeniz tavsiye edilir :) Bol kitaplı günler diliyorum. “Ruhunda gizemli bir savaş başlamışçasına şaşılacak ölçüde sinir ve düşünceli göründü.” “Tanrı aşkı böyle belirgin görkemlilikle çevrelediğine göre, ona izin vermiyor muydu?”
Ay IşığıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2013855 okunma

Yazar Hakkında

Guy de MaupassantYazar · 56 kitap
Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı. 1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.  Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi. 1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı. Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (Ölüm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890). Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı. Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu. Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, delilik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.