Ricky

Rüzgârın süpürdüğü boşluklara doğru baktı. Hilal artık dünyanın keskin kenarının aşağısına kaymıştı. Kendini bir masanın üzerindeymiş gibi hissetme, ufku bir mekânın kıyısı gibi görme duygusu, çöldeyken denizde olduğundan bile daha güçlüydü. Dünyanın yukarılarında, ayla dünyanın arasına rast­layan bir yerde, küp biçiminde bir gezegen hayal etti. Her nasılsa o gezegene atlamışlardı. Öyle bir yerde de ışık tıpkı buradaki gibi katı ve gerçekdışı olur, hava tıpkı buradaki gibi gergin bir kuruluk taşır ve gözün gördüğü manzara, dünyanın o rahatlatıcı kıv­rımlarından yoksun olurdu... Tıpkı bu uçsuz bucaksız bölgenin her yerinde olduğu gibi. Sessizlik mutlak bir düzeyde olur, yalnızca havanın hareketinin sesine pay tanırdı.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Söyledim sana," dedi Port. "Seninle birlikte olmak istedim. Hem zaten her seferinde, bir yerlerin içine nüfuz edebilecekmişlm gibi bir hayale kapılıyorum ama genellikle kenarlarda dolaşıyor, sonra da oralarda kayboluyorum. Bence artık içine nüfuz edi­lebilecek bir yer yok. İçki içenler, hepiniz koskoca bir hayalin kurbanlarısınız."
"Zaten bu adalet kavramını da kim icat etmiş? Adalet düşüncesinden kurtulunca her şey çok daha basit değil mi? Sen zevk ve acıların miktarının tüm insanlar için eşit ol­duğuna mı inanıyorsun? Sonunda her şeyin acısı çıkar diye mi dü­şünüyorsun? Sonunda her şey eşitleniyorsa, bunun tek nedeni, so­nucun sıfır olmasıdır."
"Senin bu yeni dünyanda para birimi nedir?" Port hiç kararsızlık göstermedi: "Gözyaşı." "Haksızlık bu," diye karşı çıktı Kit. "Bazı insanların bir damla gözyaşı için bir hayli uğraşması gerekir. Bazıları da biraz düşünse hemen ulaşır o düzeye." "Hangi para sistemi adil ki?" diye bağırdı Port.
Kit elbisesini çekip kalçaları üzerine gelen yeri dü­zeltti, "Ben gençken..." diye söze başladı. "Ne kadar gençken?" "Yirmi yaşımdan küçükken, demek istiyorum. Hayatı sürekli hızlanan, hızını artıran bir şey sanırdım; her yılla birlikte daha zenginleşecek, daha derinleşecek bir şey. İnsan giderek daha çok şey öğrenir, daha olgunlaşır, daha derin görüşler kazanır, ha­kikatin içine daha çok girer..." Sesine bir kararsızlık geldi. Port birdenbire güldü. "Ve şimdi anlıyorsun ki hiç de öyle de­ğilmiş, ha? Daha çok, sigara içmeye benziyormuş. İlk birkaç ne­fesin tadı harika. Sonuna doğru eskiyeceği, kötüleşeceği insanın aklına bile gelmez. Sonra onu olağan kabul etmeye başlarsın. Bir­denbire bakarsın ki, neredeyse filtresine kadar gelmişsin. İşte acı­lığını o zaman hissedersin." "Ama ben sonun yaklaşmasındaki o kötü tadın her zaman far­kındayımdır," dedi Kit. "Öyleyse sigarayı bırakman gerek." "Ne kadar adisin!" diye bağırdı Kit. Port, "Adi değilim!" diye karşı çıktı. İçkisini içmek için dir­seğinin üzerinde doğrulurken neredeyse bardağını düşürüyordu. "Mantıklı geliyor, öyle değil mi? Ya da... bence yaşamak da si­gara içmek gibi bir alışkanlık. Hep vazgeçeceğim diyorsun ama sürdürüp gidiyorsun." "Sen bırakmak niyetinde değilsin gördüğüm kadarıyla." "Neden olayım? Ben sürdürmek istiyorum." "Ama her zaman öyle çok yakınıyorsun ki!" "Yo, hayattan değil; yalnızca insanlardan." "İkisi birbirinden ayrılamaz." "Ayrılır bal gibi. Biraz çaba yeterli. Çaba, çaba! Neden hiç kimse çaba göstermiyor? Ben bambaşka bir dünya hayal ede­biliyorum. Yalnızca birkaç vurgunun yeri yanlış." Kit, "Ben bunları yıllardır dinledim," dedi. İyice bastıran karanlığın içinde, doğruldu, oturup başını hafifçe yana eğdi, "Dinle!" dedi.
bu devasa alıntıyı yazmasam olmazdı, inanılmaz bir hayat felsefesi... dimağım büyülendi·Kitabı okudu