Okudukça elimde ağırlaştı sanki kitap. Konusu Yugoslavya’nın dağılma sürecinde yaşanan karmaşayı ve özellikle Müslümanların maruz kaldığı zulümleri, bireysel hikâyeler üzerinden anlatıyor. Acısının bir sınırı yok anlatılanlar yazılanlar asla yetmeyecek ama biraz da olsa bilmek, hatırlanmak, farkında olmak için okunmalı.
Pandemi döneminde bu kitabı okumayan kalmamıştı, ben o zamanlar okuyamadım. Kitaptaki körlük salgınıyla empatik bir durum oluşmuş belli ki. Bazı kısımlardan etkilensem de -özellikle 140.sayfadan sonra açıldı kitap-
bazı yerler çok iticiydi belki de gerçek hayatta yaşansa insanlarda ki değişimin gerçekçiliği itti beni bilmiyorum. En sevdiğim karakter tartışmasız doktorun karısıydı sadece onun için okudum diyebilirim.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Bu kitabı keşke çocukken okusaydım, hep bir şekilde erteledim. Şimdi dönüp hem onun gözünden okudum hem de bir yetişkin gözünden.
Ama çok sevdiğim bir dünyanın kuruluşunu okumak da ayrı güzeldi.
Büyücünün YeğeniC. S. Lewis · Doğan Egmont Yayıncılık · 20213,625 okunma
Kitabın ne anlattığıyla alakalı en ufak şey bakmamıştım. En başta yazarın hayatını okurken neden böyle olur ki bir insan diye sormuştum sadece. Trajikomik bir cevap oldu benim için bu romanın otobiyografik bir roman olması. Ailesiyle arasındaki sıkıntılarını, soytarılık adını verdiği oluşturduğu diğer kimliğini, çaresizliğini, kurduğu sağlıksız ilişkileri, iyi bir şekilde empati kurdurabildiği düşünüyorum. Ama sanki daha fazlası var da eksik anlatıyormuş hissine kapıldım hep.
Özellikle son bölümler beni oradan oraya vurdu. Ne okuyacağımdan habersizdim sadece Oblomovluk üzerine birkaç şey biliyordum. Baş kahramanımız Oblomov, onun toksik bağımlı hizmetkarı Zahar (hem efendisi için ölür hem de arkasından yalan yanlış dedikodusunu yapar, parasını çalar), Oblomov'un hayattaki tek gerçek dostu Ştolts, ömrünün sonuna kadar sevdiği kadın Olga, Oblomov'u yürekten seven, zayıf bir karakter gibi gözüksede Oblomov'un hayatını uzatan bir diğer kadın Agafya. Hepsinin ortak noktası gerçekten Oblomov'u sevmesi ama onu Oblomovluktan kurtaramaması.
-Zekaca kimseden aşağı değildi, dedi. Tertemiz billur gibi bir ruhu vardı. Asil heyecanları olan bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı.