"Aynı şartlarda tam tersi bir şeyin meydana gelmesi yahut aynı şeyin şartlar değiştiğinde başka bir şeye dönüşmesi, bizim alışkanlıklarımız açısından şaşırtıcı olabilir ama ilahi bilgi, irade ve kudret açısından hiçbir aykırılık söz konusu değildir.Zira var olan şeyler hem var olmak hem de varlıklarını sürdürmek için daimi surette ilahi kudretin müdahalesine ihtiyaç duyar."
" Vahdeti vücut, rivayet(hadis ,tefsir ve tarih) ve dirayet(kelam, felsefe ) yöntemlerinin verilerini kelimenin hakiki anlamı ile mezceden bir nazariyedir. Bu mezc öylesine başarılı sayılmıştır ki, 14.yüzyıldan 20 yüzyıla kadar pek çok âlim ve düşünür, kelam ve felsefenin varlık düşüncesini vahdet-i vücuda bir hazırlık olarak değerlendirmiş, tasavvufun insan ruhunu arındırma ve aklı terbiye etme yolunu, aklî istidlallerin ötesine götüren ve beşerin varlığı idrâk etme çabasının zirvesine ulaştıran bir yöntem olarak görmüştür.Diğer bir deyişle, vahdedi vücutla birlikte İslam düşüncesinde metafizik iddiaya sahip disiplinler arasında hiyerarşi oluşturma tavrı gelişmiştir.Seyyid Şerif el Cürcânî, Kemal Paşazâde, Taşköprüzâde, Molla Sadra gibi İslam'ın ikinci klasik döneminin büyük simaları, bu tavrın önde gelen temsilcileridir.Modern dönemde fizik ve matematik bilimlerdeki baş döndürücü gelişmelere rağmen, vahdedi vücudun varlık düşüncesi dünyanın fiziksel açıklamalarından bağımsızlaştırılabildiği ölçüde savunulabilir görünmektedir.Bu düşüncenin fizik ve matematik bilimlerin açıklamalarından bağımsızlaştırılabileceği hatta bağımsız anlaşılması gerektiği ise bizzat İbnu'l Arabî tarafından dile getirilmiştir. "
"Ama sonra şöyle düşündüm: Eskiden Albertine'i kendimden çok önemsiyordum ; artık benim için önemli değil çünkü onu bir süre görmedim.Ölüm sebebiyle kendi benliğimden ayrılmama isteğim, ölümden sonra dirilme isteğim devam ediyordu, Albertine'den hiç ayrılmama isteğime benzemiyordu.Peki bunun sebebi, kendime Albertine'den daha fazla değer vermem, onu sevdiğim sırada kendimi daha fazla sevmem miydi?Hayır, sebep onu görmeyince sevgimin bitmesi, ama kendimle gündelik ilişkim Albertine'le ilişkimin aksine koymadığı için kendime olan sevgimin bitmeyişiydi.Ya kendi bedenimle, benliğimle ilişkim de kopsaydı ?
Şüphesiz sonuç aynı olurdu.Hayata bağlılığımız, başımızdan nasıl atacağımızı bilemediğimiz eski bir ilişkiden başka bir şey değildir.Gücünü sürekliliğinden alır.Ama bu ilişkiyi koparan ölüm, bizi ölümsüzlük arzusundan kurtarır. "