Akşam dönerken de yine aynı şey.Kalabalığın bireyleri,bıkıp usanmadan “Sen yoksun ,yeryüzünde var değilsin”demeyi sürdürüp gidiyorlar.Ben de “Ben yokum,var değilim “diye mırıldanmaya devam ediyorum içimden.Adam yerine konmamak insanın gücüne gider değil mi?Benim hiç gitmiyor.Bir toplumun kendi kendini adam yerine koymamakta inatlaştığı dönemlerde kimleri adam yerine koymaya kalktığını biliyorum çünkü.
Asıl düşman soğuktur. Soğuk Willden bile sessiz çöker insanın üzerine. Önce titrersin ve dişlerin birbirine çarpmaya başlar.Ayaklarını yere vurur, şahane şaraplar ve ısıtan güzel ateşler hayal edersin.Yakar.Evet yakar. Hiçbir bir şey soğuk yakmasına benzemez .Fakat sadece kısa bir zaman için. Sonra içine soğuk girmeye başlar,bedenini dondurur. Savaşmaya gücün kalmaz. Olduğun yerde öyle durmak, usulca uykuya dalmak daha kolay gelir.Sona doğru yaklaşırken hiç acı çekmediğini söylerler. Önce zayıf düşer uyku, bastırmış gibi olurmuşsun. Ardından yavaş yavaş kaybolmaya başlarmış etrafındaki her şey. Ilık sıcak sütten bir denize gömülür gibi. Huzurlu bir bakıma.Huzurlu bir ölüm yani...(Gared)
Asırlardan beri sorulan bir sorudur bu dedi Argon. Kader değiştirilebilir mi? Diğer yandan ise her şey önceden yazılmıştır deriz. Fakat özgür iradeye de sahibiz.Seçimlerimiz de kaderimizi belirler. Bu iki kavramın yan yana gelmesi imkansız gibi görünse de öyleler. İşte insanların seçimleri, tam da bu ikisinin birleştiği noktada ortaya çıkar. Kader her zaman değiştirilemez, ancak büyük fedakarlıklar ya da özgür irade sayesinde bazen yönü değiştirilebilir, hatta tamamen baştan yazılabilir. Fakat çoğu zaman sabittir kader. Çoğu zaman bir kenara oturur ve olanları hiçbir şey yapamadan izleriz. Ona müdahale ettiğimizi düşünsek bile aslında yanılıyoruzdur. Biz olsa olsa izleyiciyizdir katılımcı değil.