Anlamsızlığımıza anlam katma uğraşı verdiğimiz hayatın ince bir kolunu işgal eden bedenim ve zihnimin mührüne okuduğum kitaplarda rastlamaya çalışıp, kendini her defasında yeniden tanıyıp hayret ederek ışığa yürüyen biri.
Oyundayım artık başkalarının yazdığı ve benden sadece sıram geldiğinde yapmamın beklendiği oyunda... Sahnenin ardındaki görünmez bariyeri aşma hayaliyle özgürlüğüme koyabilecek miyim yoksa o özgürlük denen de birilerinin uygun görüp yazdığı sahte düşlerden mi ibaret...
Tereddütlü atıyorum adımlarımı...Her adımda ayaklarımın altındaki toprak çekiliyor çünkü sanki...Katılaşmış yüreğime saplanmış bir ok gibi dağıttı hayatımı...Neyi neden yaptığımı bilmeden düşmek için kendime çukur ararcasına azaba yürüyorum.
Karadelik yakınında bitmeyen son an gibi yaşıyorum o anı...Bakmıyorum ama görüyorum içimi gevşeten o hazin sonlu anı nerede olursam olayım...Düşünmesem de zihnimin bir yerleri onunla mesguliyetini kaybetmeyecek. Tüm enerjimi kemiren o an durmayacak beni bir posa olarak savurana kadar. İşte ben de o anı bekliyorum tüm sabırsızlığimla.
Saygı kazanmak için onuru bir kenara bıraktığımızda, bir daha geri dönüp baktığımizda yerinde bulamayacagimizi bilmezsek dış kabuğumuzun övgüleri aldığı içi boş bir gölgeden ibaret şekilsiz ya da istenen şekle giren kullanışlı ama ilkesiz bir mahluk olur yön nereyi gösteriyorsa bugün sahibimiz olanlara yarın hırlarız.