EYÜP ÖZKAYA

EYÜP ÖZKAYA
@Rodion_Winston
Anlamsızlığımıza anlam katma uğraşı verdiğimiz hayatın ince bir kolunu işgal eden bedenim ve zihnimin mührüne okuduğum kitaplarda rastlamaya çalışıp, kendini her defasında yeniden tanıyıp hayret ederek ışığa yürüyen biri.
Bir Ustanın Aceleyle Geçtiği Durak
Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 11:13
Yazarı Zülfü Livaneli olmasa ortaokul seviyesinde kalmış, yayınevine para ödeyip romanını bastırmış ne geleceği ne geçmişi parlak yeni yetme bir yazarın ağaç israfı bir kitabı der geçerdim. Ancak üzülerek altını çizmek zorunda kalıyorum ki bu kitap Livaneli'nin külliyatında yer alacak bir kitap. Yerinde olsam utanıp toplatırdım kitabı o derece bir amatörlük içeriyor. Kitap ana karakterlerin birbirine aşkı üzerinden drama yaratmaya çalışırken daha en baştan sınıfta kalıyor. Aralarındaki aşkın temellendirmenin romana katkı sağlayacagını düşünmüş olmalı ama bunu uygulamada çok çok kötü inşa etmiş. Herşey Selim'in Leyla'yi nedense aynı okulda ilk kez görüp kendi ifadesiyle "elektrik akımına kapılmış gibi" hissetmesiyle başlıyor. Sonra da ilk buluşmadan Leyla'dan karşılık alıyor ama neden olduğu belli değil. Kadınını adı olmadığı gibi aşkı da yok galiba sadece aşka onayı var. İki ana karakterin iliskisine ikna olmayınca ve üstüne karakterlere dair yeterince bilgi almayınca bağ da kuramıyoruz tabiki. Hikayenin yolculuğuna baştan yakıt almadan çıkınca da hikaye ne kadar vurucu olursa olsun roman tekliyor ilerlemiyor. Bunu Livaneli de farketmis olacak ki çıkışı aralarındaki mektupları yazmakta bulmuş. Ancak neden birbirlerine bu kadar tutkulu oldukları halen belli olmadığı için işlemiyor. Oldukcada basite indirgenmis oluyor hikayedeki ilişkileri karakterlerin dilinden anlatmak. Hiç başlangıç hikayesi seçmeden mutlu bir aile tablosu çizip aşklarını anlatsa çok daha kolay olur ve çok daha okuyucuya geçerdi. En fazla birkaç sayfalık hikayeye hizmet eden geri dönüşlerle aşklarının orjin hikayesini öğrensek yeterli olurdu. Hem de beklentiyi bir aşk romanı haline sokmazdı. Hikayenin sığ başlamasını ne telafi edebilirdi diye düşünürsek, çok vurucu olaylar ve insan hikayeleri
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanın Kendi Son Cephe Savaşı
Puan vermedi·303 syf.··
2025 3. kitabı
·
116 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 11:13
İntihalı merkezine almış bir roman hatta çığır açan kurgusal bir biyografi bile denebilir. Asya kökenli bir kadın yazarın elinden intihal yapan beyaz bir kadın yazarın kaleminden çıkmış gibi bir arınma biyografisi bile debebilir. Yazar asyalı ve intihal yapılan yazar da asyalı karakter olsa da onun tarafı tutulmuyor ve hatta genel olarak batı dünyasındaki woke kültürü göklere çıkarılmıyor. Aksine en çok yerden yere vurulup en az empati yapılanlar bile denebilir. Elbette Juniper Song adlı karakter üzerinden yazılmasının da katkısı var bunda ama hikayenin merkezindeki yayın dünyasının tüm kirli yolculuğunun tarafsız şekilde ele alınarak bu çıkarıma varmamizi sağladığını söyleyebilirim. Kitaba bir açıdan modern bir "Suç ve Ceza" uyarlaması bile denebilir. Çünkü vahşice işlediği cinayete rağmen nasılki Raskolnikov ile empati kurup onun için endişelendiysek Juniper Song ile de bu hissi yaşıyoruz. Her iki roman da "yaptım ama niye yaptım anlayın" diye başlayıp haklı gerekceler sunuyor. Ama işler olgunlastikca pişmanlık artıyor ve psikolojik yıkım başlıyor. Tıpkı "Suç ve Ceza"da olduğu gibi sorgulatiyor ve biz olsak ne yapardık diye empati kurmamıza neden oluyor. Raskolnikov gibi bir katile bile empati kurabilirken Song'un intihali haklı gerekçeleri de varken hafif bile kalmış hissi verebilir. Ancak yapılan dostça bir anmadan çok bir intikam arayışı olduğunu sonradan anlıyoruz ve bu noktada "Suç ve Ceza"nın çizgisinden fazlasıyla ayrılıyor. Kitabın ortalarınin son kısımlarindan itibaren kimse masum değil desek de "2 yanlış bir doğru etmez" sözünün hem okur hem de başkarakter tarafından anlaşıldığı sürece giriyoruz. Bu noktadan sonra bir arınma ve ikiden de fazla yanlışın daha kaç yanlışa sürüklediği bir domino etkisi süreci başlıyor. Bu bir bakıma ahlaki bir adalet getirmeye
Edebiyat
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Cesur Yeni Dünya ve 1984 Romanlarının Karşılaştırması
10/10
·272 syf.··
2024 2. kitabı
 Orwell kitapların ileride kimilerince yasaklanabileceğinden korkuyordu; Huxley ise, kitapları yasaklamanın anlamsızlaşacağından, çünkü ileride kimsenin kitap okumakla ilgilenmeyeceğinden…  Orwell kimilerinin bizi bilgiden mahrum edebileceğinden korkuyordu; Huxley ise, bize çok fazla şey sunulacağından ve bunun sonucunda da hareketsizliğe ve bencilliğe itileceğimizden…  Orwell gerçeklerin bizden titizlikle gizleneceğinden korkuyordu. Huxley, bilginin devasa bir anlamsızlıklar denizi içerisinde kaybolacağından…  Orwell tutsak bir kültüre evrileceğimizden korkuyordu; Huxley ise saçma sapan şeylerle uğraşmayı rutin edinmiş, ehemmiyetsiz bir kültüre evrileceğimizden… Huxley’nin “Cesur Yeni Dünya” eserinin gözden geçirilmiş baskısında da belirttiği gibi, zorbalığa ve diktatörlüğe karşı çıkan sivil özgürlük hareketi temsilcilerinin hesaba katmayı unuttukları bir şey vardı: İnsanoğlunun sınırsız dalgınlığı ve eğlenceye düşkünlüğü.  “1984”te, insanlar acıdan ve cezadan kaçınma; “Cesur Yeni Dünya”da ise keyfe ve hazza yönelme dürtüleri sayesinde kontrol ediliyorlardı.  Orwell cinselliğin parti amacı dışında yasaklandığı bir distopya anlatırken, Huxley ise kişisel olarak da cinselliği bayağı gördüğü ve aydın insan için bir engel gördüğünden olsa gerek cinselliğin üremeden tamamen bağımsız hale geldiği ve herhangi bir tatmin aracı gibi aşksız bir aktivite haline gelip kitlelerin uykudan uyanmamasını sağlamayan bir distopyadan bahsediyor.  Orwell kurgu yönünden bizi başkarakter Winston gibi sıradan sayılabilecek bir parti çalışanının hayatıyla dar bir pencereden evrenine konuk ederken, Huxley romanın ilk bölümünde belgeselvari bir anlatımla evrenini tanıtıp ardından da karakterlere çok takılmadan basit bir hikaye üzerinden evreninin sessiz çığlığını anlatıyor.  Kısaca,
Roman
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
1984 ve Cesur Yeni Dünya Romanlarının Karşılaştırılması
10/10
·352 syf.··
2024 1. kitabı
 Orwell kitapların ileride kimilerince yasaklanabileceğinden korkuyordu; Huxley ise, kitapları yasaklamanın anlamsızlaşacağından, çünkü ileride kimsenin kitap okumakla ilgilenmeyeceğinden…  Orwell kimilerinin bizi bilgiden mahrum edebileceğinden korkuyordu; Huxley ise, bize çok fazla şey sunulacağından ve bunun sonucunda da hareketsizliğe ve bencilliğe itileceğimizden…  Orwell gerçeklerin bizden titizlikle gizleneceğinden korkuyordu. Huxley, bilginin devasa bir anlamsızlıklar denizi içerisinde kaybolacağından…  Orwell tutsak bir kültüre evrileceğimizden korkuyordu; Huxley ise saçma sapan şeylerle uğraşmayı rutin edinmiş, ehemmiyetsiz bir kültüre evrileceğimizden… Huxley’nin “Cesur Yeni Dünya” eserinin gözden geçirilmiş baskısında da belirttiği gibi, zorbalığa ve diktatörlüğe karşı çıkan sivil özgürlük hareketi temsilcilerinin hesaba katmayı unuttukları bir şey vardı: İnsanoğlunun sınırsız dalgınlığı ve eğlenceye düşkünlüğü.  “1984”te, insanlar acıdan ve cezadan kaçınma; “Cesur Yeni Dünya”da ise keyfe ve hazza yönelme dürtüleri sayesinde kontrol ediliyorlardı.  Orwell cinselliğin parti amacı dışında yasaklandığı bir distopya anlatırken, Huxley ise kişisel olarak da cinselliği bayağı gördüğü ve aydın insan için bir engel gördüğünden olsa gerek cinselliğin üremeden tamamen bağımsız hale geldiği ve herhangi bir tatmin aracı gibi aşksız bir aktivite haline gelip kitlelerin uykudan uyanmamasını sağlamayan bir distopyadan bahsediyor.  Orwell kurgu yönünden bizi başkarakter Winston gibi sıradan sayılabilecek bir parti çalışanının hayatıyla dar bir pencereden evrenine konuk ederken, Huxley romanın ilk bölümünde belgeselvari bir anlatımla evrenini tanıtıp ardından da karakterlere çok takılmadan basit bir hikaye üzerinden evreninin sessiz çığlığını anlatıyor.  Kısaca,
Roman
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma