EYÜP ÖZKAYA

EYÜP ÖZKAYA
@Rodion_Winston
Anlamsızlığımıza anlam katma uğraşı verdiğimiz hayatın ince bir kolunu işgal eden bedenim ve zihnimin mührüne okuduğum kitaplarda rastlamaya çalışıp, kendini her defasında yeniden tanıyıp hayret ederek ışığa yürüyen biri.
...Bulutlarin sonbahara yetişmeye çalıştığı bir günün son aydınlığinda, eski bir çevreyolunun kenarında, bakımsız, köhnemeye yüz tutmuş, sarı, beyaz boyalı binaların hemen yanı başında, motor gürültülerinin arasında, ertelenmiş, ertelendikçe birikmiş kaderlerin hiddetli sarsıntısına tutulmuştum. İçimdeki zehri boca ediyordum. Bozgundan geriye kalan, yüzükoyun toprağa kapaklanmış yaralı bir ata benziyordum; tenim çamur, ter ve kanla kaplıydı, göğsüm acıyla inip kalkarken, birinin bütün acılarımı dindirmesini bekliyordum.
Edebiyat
...Her cümlesiyle ruhundaki bit örtüyü kaldırıp atıyordu, mahrem alanların duvarlarını yıkarken kendi giysilerinden de soyunuyordu, birazdan izleyicilerin karşısında çırılçıplak bir kadın olarak kalacaktı ve bunu hiç umursamadığı her halinden belli oluyordu. Bir mumun üzerinden beliren zarif alev, büyüyerek kocaman bir yangına dönüşmüştü ve hepimiz o yangında kül olmaya razı gelmiştik.
Sayfa 44 - Doğan Kitap·Kitabı yarım bıraktı
Edebiyat
Zihninin Şelalesi
Şelaleden uzaklaşırcasına sıraladı adımlarını, neredeyse koşacaktı, çünkü bilmiyordu, o şelalenin hayatın kaynağı olduğunu, herkesin kendi şelalesiyle tanışmasının bir zamanı olduğunu, bazen ata binen, erkek kıyafetleri giyen bir kızın bizi o şelaleye götürdüğünü, bizi kendi şelalemize kim götürmüş olursa olsun kişilerin bahane olduğunu bilmiyordu, en güçlü önyargımız olan şeyin bizi o şelaleye iten en güçlü önyargımız olan şeyin bizi o şelaleye iten en güçlü kuvvete dönüştüğünü bilmiyordu, hayatın bizi o şelaleye götürmek için tasarlandığını bilmiyordu, kendi şelalesinden atlamamış birinin aslında hiç yaşamamış olacağını bilmiyordu...öğrenmesinin zamanı gelmişti. İnsan zihninin şelalesinden kaçabilir miydi?
Sayfa 51 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Benim en sevdiğim taş kaledir." dedi sonra. "Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü veziri, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir. "
Sayfa 86 - Bayan Elm·Kitabı okudu
Roman
Yalansızız artık. Hala birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Alıntı