Anlamsızlığımıza anlam katma uğraşı verdiğimiz hayatın ince bir kolunu işgal eden bedenim ve zihnimin mührüne okuduğum kitaplarda rastlamaya çalışıp, kendini her defasında yeniden tanıyıp hayret ederek ışığa yürüyen biri.
Hislerimin coşkusu hırçınca akan bir şelaleyi tırmanacak seviyede olduğunda hakimiyetin ne kadar büyük bir yeti olduğunu bir kez daha anladım. Duygular akla konuşma hakkı tanimadiginda yapılanlar geri adım atılamayan bir bahçede en güzel çiçeğe asla sahip olunamayacak bir geziye çıkmak gibi yine hisleri aynı coşkuyla ama bu sefer sefaletle dindiriyor.
Şaşkınım yüreğimin halen çarpabilmesine...endişeliyim yine herşeyin yeniden yorgun kalbime yük olacağına...hüzünlüyüm geçmişin esintisi yüzümü okşarken hatırlanan pişmanlıklara...coşkuyla mutluyum çünkü tüm hatalara rağmen yeni umutlara kapılarımı açabilecek kadar yaşıyorum demekki...
Yazılanlar silinmeyecek şekilde mıhlanmadigına göre hayatta, değişim şöyle dursun yeniden doğuş bile mümkün her an...Yaşanmamış hicbirsey için geç değil makul olanın duvarlarını yıkabildiğin müddetçe.
Müttefiklerimi yanımda tuttum ta ki beni yakından görüp benim baktığım gökyüzüne bakarken gözlerime geceyi indirene kadar. Benden aldıklarını düşündüler var olma nedenlerimi ama ben onları gecenin yıldızlarına emanet ettim daha yüksek tonda ışıldasınlar diye.
Gururum çekildi karanlık inine...Ulumuyor artık çığlıkları saymazsak...Zamanı gelmeyecek asla zaman ileri aktığı müddetçe...Kusursuzluk ararken kusurlarının farkına varıp yenilenerek çıkabilir ancak yaşayanların dünyasına...