Faruk Duman'ın son kitabı yazarın İtalya'nın Todi komününde yazdığı bir günce. Yazarın en güzel çalışmalarından biri Todi Güncesi. Muazzam güzellikteki kapağıyla Alakarga Yayınları'ndan çıktı kitap. Minyon, küçük bir Faruk Duman güzelliği.
Bu kitabı üç kez okudum. Çok da severek okudum; çünkü okuduğum bütün Faruk Duman kitaplarında karşımıza çıkan o üslûp, yazara özgü imlâ ve anlatım tarzı burada yok. Bu kitabın bir hikâye kitabı ya da bir roman olmamasının faydalarından bir tanesi de yazarın kendi iç sesine dolaysız olarak ulaşabilme fırsatını bize vermesi. Burada Faruk Duman'la beraberiz. Artık hikâye anlatmıyoruz, roman yazmıyoruz, dile müdahale etmiyoruz.
Todi Güncesi'nde Faruk Duman bizi yine bildiğimiz yerlere götürüyor: ormana, ağaçlara, hayvanlara ve sise. Todi'nin sokakları, Umbria düzlükleri, yaz ve kış mevsiminde yazarın tuttuğu notlar ve yazılarla gözümüzün önünde beliriyor. Sözdizimindeki kopukluklar, kesmeler olmadan akan bu iç ses, yazarın zaten sevdiğim dünyasına daha yakından bakmayı mümkün kılan bu art arda akan düşünceler, görmeler, bakışlar, düşünüşler hepsi ama hepsi neden Faruk Duman'ı sevdiğim konusunda beni bir kez daha ikna ediyor.
Geçen cuma günü Kartal Brütüs cafe'de üçüncüsünü düzenlediğimiz yazarlarla sohbet etkinliğimizde Faruk Duman konuğumuz oldu. İki saat içerisinde bir çok şey öğrendik yazarla ilgili. İlk öğrendiğimiz şeylerden birisi, aslında yazarın konuşmayı sevdiği, anlatırken bize gösterdiği rahat tavır, sempatik tavrı ile zorlayıcı metinlerinin yanında daha kolay okunabilen bir insan olduğuydu. Bu durumun aynısı Todi Güncesi'nde de mevcut. Bu, samimiyettir. Pozsuzluk, rahat olmak, emin olmak, ve iddiasızlık güzel özellikler. Yazarı daha çok sevmemiz için bir sebep daha.
Ancak cuma günkü sohbette ilginç bir şey öğrendim. Benim