ÇAN
Sonra biz gideriz. Her şey eskimiştir. İçtiğimiz su taşa dönmüştür. Bütün uzaklar bir kirpik kırılmasıyla bitmektedir. İnsanlar değil mezarlar büyümektedir. İçimizdeki çocuk erken susmuştur. Kime seslensek ses veren bir başka bizdir. Korku kapımız, pişmanlık penceremiz olmuştur. Herkes kendi kuyusunda nilüfer. Günlük cezamızdır dünya. sevmek, can sıkıntısı kefenimizdir.
Birden bir salyangozun sabah yürüyüşü, içimizdeki ölüye uzaklar düşürür. Parmaklarımız üşür, ağzımız tutuşur, kalbimiz gövdemize yürür. Zaman değil, geçen bizizdir. Salyangoz bile gider. Üstelik ışıklı bir iz bırakarak. Gövdemiz dünyayı ister. Sonsuzluk, hayatımızda çırpınıp durmaktadır. 'Yeni bir şeyler söylemenin' kalbi topuklarımızda atar. Yollar çan kesilmiştir.
Zaman ölümün eviymiş. İnsan kendinden doğururmuş kendini. Öğreniriz...