Türk polisiyesi örneklerinden biri olan Katilin Özrü, yazarı Nurhan Işkın'ın ilk çalışması. İki devam kitabı da var anladığım kadarıyla. Katilin Özrü, ilk kitap olmanın eksilerini ve artılarını bir arada barındırıyor.
Türk polisiyelerinde sevdiğim şeylerden biri, edebiyatın talep ettiği ayrıntıları ya da betimlemeleri azaltması. Gerçek hayata yakın bir yerlerde durarak süssüz, sakin, yalın bir şeyler anlatabilmesi. Bu belki benim kendi kuruntumdur, ama böyle hissediyorum.
Kitapta yanlış olduğunu söyleyebileceğim şey, özellikle son yüz elli sayfa gibi mesela, yazarın okurun kuşkularını artırmak amacıyla romantik yönlerin baskısını artırması. Bunun olumsuz yanı öncelikle bu ilişkinin gerçeklik hissinin kaybolmasına sebep olması aslında. Yani bir şekilde yemlendiğimizi düşünmeden edemiyoruz. Zira katille bu kişi arasındaki benzerlikler sürüyor ve artıyor. Ancak yazarın bize "numara çekiyor" olması büyük bir ihtimal. Bu anlamda bu romantik öge öyküye kan kaybettiriyor.
Bir diğer bence yanlış seçim ise katilin monologları. Bu monologlarda katilin iç dünyası, psikolojisi kolay çözümlerle veriliyor. Yazarın açıklamak yerine muğlak bırakması, katile daha çok gerçeklik hissi verebilirdi. Örneğin bu monologlar hiç verilmese bile daha iyi olabilirdi. Kısa monologlarla karmaşık bir geçmiş ve karmaşık bir psikoloji verilmeye çalışıldığında anlatım gücümüze güveniyor olmamız gerekir. Oysa kitaptaki katil geçmişini, bugününü, ruh halini, sebeplerini güzel güzel açıklıyor.
Kitabın genel bir değerlendirmesi olarak; kurgunun zayıflığı, kişilerin inandırıcılığını özellikle gerilimin arttığı (çünkü kargaşanın çoğaldığı) son yüz elli gibi bir sayfada kaybetmeye başlamış olması, abartılı ve gerçeklik hissini kurguyu ilginç kılmak uğruna heba eden bir "ilişki" seçimi gibi ögelerle