Yanık Mektuplar Derneği, ilgi çekici konuların heba edildiği örneklerden biri. Çeviri ya da yazarin gereksiz uzatmaları, gereğinden fazla konuşması, daha kısa şekilde ifade edebileceği şeyleri uzun yollar katederek anlatması gibi kusurlar öncelikle kitabı okumayı zorlaştırıyor. Keşke bunun sebebi yazarın niteliği olsaydı, tam tersine bu zorlamanın sebebi yazarın anlatamayışı.. çevirmenin buradaki etkisi ne kadar bilmek zor ama sonuçta eser ortada.
Kitabın nitelikli bir ivme kazanamamasındaki bir diğer sebep bence başkarakterin romantikleştirilmiş arayışı ve serüveni. Zorlama, formüllere dayalı gizemler gerçek bir his yaratamıyor, daha kötüsü ise Yanık Mektuplar niyetine kullanılan metinler. Uçak düşerken ölmek üzere olduğunu anlayarak sevdiklerine mesaj bırakan insanlar olabilir, varmış zaten ama bu metinler onlar olamaz. Yazar bu noktada hakikatte gerçekten yaşanmış, acı ve trajedi dolu bir gerçekliği kendi hikâyesi için bozuyor ve onu bir Hollywood filmi ya da böyle uyduruk psikolojik gerilim kitaplarında bulunabilecek klişe duygusallıklara dönüştürüyor.
Kitabın en beğenilen yani finali. Kitabın bitmesinin verdiği o güzel his değil elbette sebebi, sebebi yine ancak bir Hollywood filminde görebileceğimiz, migrosta uyduruk kitap sepetlerindeki ucuz kitaplarda karşımıza çıkabilecek romantik soslu şişirme finallerden birisiyle yazarın hikâyesini bitirme tercihi. aaaa, öyle miymiş, aa ne kadar güzel bir son...işte bunu dedirtmenin bir edebiyat güzelliği olduğunu sanmanin keyfiyle bitiyor kitap. Türk yazarlardan birinin bir kitabı baskarakterin birisini Don Kişot kitabıyla dövmesiyle sona eriyordu. Bu yazar da benzeri bir dayağı hak ediyor sanki.
İsraf edilen zamanlar bölümüne bir kitap daha ekledik...