Ailesi taşınmak zorunda kaldığı için mutsuz olan Zeze, yeni evlerinin bahçesindeki şeker portakalı fidanına Minguinho adını veriyor ve neşeli olduğu zamanlarda ona Xururuca diye hitap ediyor. Zeze bu şeker portakalı fidanına olan ilgisini günden güne besleyip, çok iyi bir dostluk kuruyor. Aynı zamanda yaramazlığıyla mahallede Haylaz olarak bilinen Zeze, gün içinde yaşadığı bütün sorunları eve döndüğünde şeker portakalı fidanına anlatıyor.
Yine bir gün haylazlık peşindeyken, bir gün manevi babası olarak tanımlayacağı-Portekizli Manuel Valaderes kendi tabiriyle "Portuga" ile tanışır.
Ve Zezenin sevgi, hüzün, şefkat dolu macerası başlar.
Kitaptan aslında bahsetmek istediğim bir nokta daha var. Bu kitabı ikinci okuyuşum. Yayınevi çevirmenliğini Aydın Emeç'in üstlendiği bu kitabı 45.basımdan sonra Emrah İmre ile devam ettirmiş.
Kitabı ilk okuduğumda Ben de daha çok etki yaratmıştı bunu çevirmenin yetisine bağlı olarak bir de ilk okuyuşumun etkisi diye adlandırabilirim. İki kitabı elime alıp karşılaştırdığımda Aydın Emeç çevirisinin daha dokunaklı olduğunu şahsi kanaatimle vardığımı söyleyebilirim. Bunun yanında Aydın Emeç kitapta orijinal resimlere de yer vermişti.
Emrah İmre kitabını anlat temasından uzaklaşmadan farklı bir anlatım ile tekrardan sunmuş kitabı. Kitap her halükarda okunmaya değer ve dokunaklı.
Hala okumaya kaldıysa daha fazla ertelememesini tavsiye ederim.