"Bizde havari unvanı taşıyan insanlar işkenceci oluyor. Sadece vergileri, gelirleri, tok, boş, aylak yaşamı düşünüyorlar. Eğer konuşmaları halkta hiçbir etki bırakmıyorsa, eğer onları dinlemek istemiyorlarsa, neden şaşalım?! Bu insanlar insanların ruhunda dindarlık uyandıramıyor. Uyandırmak istemiyor! Uyandıramayacaklar.
Dinden ölü inançlar derlemesi yaptılar. Dini yüzlerce kuralı, paragrafı, hükmü olan bir inancın gramerine çevirdiler. İncil'i kendi sıkıcı, küçük skolastik yorumlarından bir ormanla çevrelediler ve Hz. İsa'nın kişiliğini tümüyle unuttular, Onun öğretisinin anlamını unuttular. İsa "Tanrı'yı hatırlayın" diye öğretmedi. "Kafanıza Tanrı, Onun özelliklerini, Onun emirlerinin yüzlerce tanımını sokun" demedi.
İsa şunu öğretti ve sürekli tekrarladı: Sev, sev, sev! İnsanları sev! Her insanı sev! Canlı her varlığı sev! Bütün dünyayı sev: Ağacı, taşı, tarladaki kargayı, gökteki yıldızı sev. Her şeyi sev! Sana bütün bunları vereni sev.
Tanrı'yı ve sana en yakın olanı sev, diye öğretti İsa. Ve bu sevgidedir. Bütün emirlerin anlamlı ve özü, dinin, peygamberlerin öğretisinin anlamı ve özü budur.
Sevgi, yakın ilişki hissi, çevremizde olan herşeyle birliktelik, işte insanı, insanları, halkları, insanlığı dindar yapan şey budur,"