Okulun bahçesindeki ankesörlü telefonun yanında öğretmenlerden birinin bir öğrenciyi dövdüğünü gördüm. Tanımıştım o öğrenciyi ;sürekli bana yazdığı şiirlerini okumak isteyen Recai isimli küçük bir köy çocuğuydu. Koşup öğrenciyi öğretmenin elinden zorla almıştım ki, bu sefer benim yakama yapışmıştı:
-Bırak disipline vereceğim onu, ben konuşma dedikçe o, ısrarla telefonda annesiyle Kürtçe konuşuyordu!
Ben, annesinin belki Türkçe bilmediğini, konuşmasında ne mahzurun olacağınıa söylediğimde,
-Suç olduğunu bilmiyor musun? Seni de şikayet edeceğim, süründüreceğim hepinizi!
Diyerek hızla uzaklaştı oradan.
Zulmün aktörü, dublörü, suflörü, dekoru ve kostümü olmayı reddettiğim için görüntü dışıydım o an. Yine de zulmün türevlerinden hiç birine katlanamadığımdan dolayı her şeye rağmen sonunda aşkın galip çıkacağına inanarak sürdürecektim yürüyüşümü...