Artık sadece gitmeyi düşünüyordum. Parayı almayı ve gitmeyi'. Geldiğime, Meryem’le konuştuğuma, köpek gibi pişmandım. Onu âdi ve ahlâksız buluyordum. Hiçbir hareketini isteyerek yapmıyordu. Kendini ve herkesi aldatıyordu. Buna rağmen, yine yanımda idi. Parayı getirmedi. Hayır, parayı getirmedi, yamba- şımda durdu. Ayak ayak üstüne atmıştı; yüzü, ağzı, dudakları duman içindeydi. Rüzgâr camlarda, çığlık çığlığa. Denizi görsem, denizi Yarabbi! Denizi görsem, sonra gemimi görsem, dayanıklı, vefalı, bir köpek kadar uysal gemimizi! Yahut Rose-Marie bir şarkı söylese! Susuyoruz, sessizliğin ortasında, saatin tıkırtısı meydana çıkıyor. Onunki de budalalık. Hepsi birbirine benzedikten sonra, zamanı sonsuz parçalara bölmek niye?