Benim Üniversitelerim eseri, Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin son kitabıdır.
Okuma sırası; “Çocukluğum”, “Ekmeğimi Kazanırken”, “Benim Üniversitelerim” şeklinde sırasıyla okunduğunda daha sistematik ve tadında bir okuma deneyimi sunacaktır okurlara.
İncelemesini yazdığım bu kitap; büyük yazar Maksim Gorki’nin kendisi, edebi kişiliği ve yaşamı hakkındaki gerçekleri bizlere sunmuş oluyor.
Kitabın içeriği ve yorumlaması kısmına geldiğimde başlangıçta direkt öznel ve yanlı görüşlerimi bildirdiğimde kitabın olağanüstü derecede güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Güzel ve çok iyi bir kitap olması tamamen öznel yorumum. Ancak yanlı olmaya geldiğimde ise Maksim Gorki’nin edebi kişiliğine olan sevgimin kitap yorumuma yansımadır.
Maksim Gorki’nin milliyetçi olmayan realist ve gerçekçi sosyalist olması kitaplarına yansımaktadır. Gerçek yaşamını yansıttığı bu kitapta ise Rusya’nın ve Dünya’nın içinde bulunduğu politik, sosyolojik ve psikolojik yapısını tüm çıplaklığıyla görmüş oluyorsunuz. Maksim Gorki her kitabında, okuyucuya bu gerçeği realist, samimi ve akıcı bir üslupla sunuyor.
Yaşamının yalnızca birkaç yılında eğitim almış olan Maksim Gorki, Benim Üniversitelerim kitabında akademik eğitim almadan geliştirmiş olduğu düşünce yapısı ve karakteriyle; okulun, yaşamın içinde ve insanlarda olduğunu kendi yaşam serüveninde okuyucuya sunmaktadır. Denizin kum tanelerini kıyıya vurduğu gibi Gorki’nin de farklı kentlerde ve köylerde yaşamış olduğunu ve orada tanıştığı insanları gözlemlediğini bununla birlikte sık sık kitap okuduğunu bu kitapta göreceksiniz. Oradaki insanların zaman zaman politik, sosyolojik, psikolojik ve dini açıdan hayatı ele alışlarını da Maksim Gorki görmüş ve yaşam felsefesini hayat okulunda şekillendirmiştir.
“Kitapların insanı canlandıran