Evet, madem Allah var ve ilmi ihata eder. Elbette adem, i'dam, hiçlik, mahv, fena; hakikat noktasında ehl-i imanın dünyasında yoktur ve kâfir münkirlerin dünyaları ademle, firakla, hiçlikle, fânilikle doludur.
İşte en edna tabaka-i hayat olan hayat-ı nebatiyenin mevti; böyle mahluk, hikmetli ve intizamlı olsa tabaka-i hayatın en ulvisi olan hayat-ı insaniyenin başına gelen mevt, elbette yer altına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi; yer altına giren bir insan da âlem-i berzahta elbette bir hayat-ı bâkiye sümbülü verecektir.
"Dünya, bir kitab-ı Samedanîdir. Huruf ve kelimatı nefislerine değil, belki başkasının zât ve sıfât ve esmasına delalet ediyorlar. Öyle ise manasını bil al, nukuşunu bırak git.”
EY NEFSİM! Yetmez mi artık bu uyku?
Uzanan bu uykunun artık yok mu sonu? Uyan da Nurları oku! Münevver ol, aydın ol! Cehaletten uzaklaşmış, kurtulmuş ol. Din-i İslâm için canına kıyan fedailerden ol. Bu uyuklamalarla geçen ömür dakikaları felâkettir, azaptır; emin ol. Şöyle bir silkin, kalk, fırla yerinden. Sana dinini imanını öğreten Nurları oku derinden. Gençlik gidince, ölüm gelince, fırsatlar kaçtıkça, ağlayacaksın, ama geçen günler gelmeyecektir bir daha eline. Dem bu dem, fırsat bu fırsat, çalıştıkça çalış, okudukça oku!
Zübeyir Gündüzalp