Kabullenmek, öfkeye su verir.
Öfkenin dikkatini dağıtır, elini tutar; sakinleştirir.
Kabullenmeyi hep bir irade zannettim. Sanki içerde işleyen bir sistemi var gibiydi: Önce kabul etmeyi kabullenirsin. Kendine telkinler verirsin. Çünkü kabule geçmeden ilerlenmez zannedersin. İlerlemenin ön koşulu, sadece çabayla ortaya çıkarttıkların gibi gelir. Sonra karşına çıkan ilk çatışmada kabullenişi hatırlar, sakinlikle karşılarsın her şeyi. Öfke kapını çaldığında, evde yokmuş gibi yaparsın. İradenin getirdiği kabul, seni taştan alır pamuğa yatırır sanırsın. Sonra öfke bir anda kapıyı kırar, tüm evini başına yıkar.