Kumar oynarken insan kendini ele verir, öyle bir söz vardır. Biliyorum ama ben diyorum ki: Kumar oynarken insanı asıl kendi eli ele verir. Çünkü bütün kumarbazlar yüzlerini kontrol etmeyi çabucak öğrenirler....yüzlerini ustalaştırmaya odaklanırken ellerini ve sırf o ellere bakıp onlarda, üst tarafta bir gülümsemeyle kıvrılan dudakların ve kasten aldırışsız bakışların saklamaya çalıştığı her şeyi gören insanlar olduğunu unuturlar.
İnsanlar kendilerini idealleriyle başkalarını önyargılarıyla anlatır, kendine bile... Kimse anlattığı gibi değil aslında. Hiçbirimiz değiliz. Konuştuğumuzla yaptığımız zaman zaman denk gelse de genelde farklıdır. Bu iki yüzlülük değil ya da yalancılık değil mekanizmamızın bir parçası: Algı kandırmacası. Kendimizi tanıyamıyorken başkalarını tanıdığımızı sanıyoruz ne tuhaf. Buna kendimizi nasıl da inandırıyoruz. (İleride yazacağım kitabımdan alıntıdır, henüz adı yok.)
Bütün ömür boyu damla damla biriktirdiğimiz hüzünlere, kederlere sonradan tek bir kişinin sebep olduğunu sanmak ne büyük yanılsamadır. Ama insan beyni, kendini aldatmakta ustadır.
O kadar lezzetli bir kitaptı ki... Umut doluyor insanın içi, gaza gelip gelip bir süre sonra normale dönüyoruz ne yazık ki. Her ilden bir Snelman çıksa kurtulur ülke aslında da bizim milletimiz Snelman'ları olsa da aptal gözüyle baktığı ve ışık saçmalarına engel olduğu için bu günleri görmemiz zor gibi. Finlandiya artık güzel bir bahçe bizim ülkemizse koca bir orman Allah yardımcımız olsun.