Rumeysa

Anılarını ustaca bir yere saklasan, iyice derine gömmüş olsan bile, o anıları yaratan geçmişi silemezsin.
Reklam
Tsukuru'nun gerçekte intiharı denememesi, belki de ölüm hakkındaki düşüncelerinin fazlasıyla katıksız ve yoğun olmasından, bu yoğunluğa uygun düşecek bir ölme yöntemini aklında somut olarak canlandıramamasından kaynaklanıyordu. Somut bir yöntem bulmak aslında burada ikincil bir meseleydi. Eğer o sıralarda elinin ulaşacağı bir yerde ölüme bağlanan bir kapı olsaydı, mutlaka tereddüt etmeden itip açardı o kapıyı. Derinlemesine düşünmeksizin, deyim yerindeyse günlük hayatında sıradan bir şey yaparmış gibi... Fakat talih mi, yoksa talihsizlik mi demeli, Tsukuru elini uzatıp ulaşabileceği öylesi bir kapıyı bulmayı başaramadı.
Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Daidalos da benim için öyle bir takımyıldızdı.
"Canımın içi, minik yüreğiniz yaralanmış. Takatimin ve zayıflığımın karşı konulmaz yasasına boyun eğiyorum diye beni zalim sanmayın, sizin tatlı yüreğiniz yaralandıysa benim vahşi yüreğim de sizinkiyle birlikte kanar. Ben sizin sıcacık hayatınızda yaşarken muazzam bir utançla kendimden geçiyorum, oysa siz benimkinde ölürsünüz. Elimden bir şey gelmiyor; ben size çekildikçe siz başkalarına çekilecek, özünde sevgi olan gaddarlığın coşkusunu öğreneceksiniz. O halde bir süreliğine benimle alakalı daha fazla şey öğrenmeye çalışmayın ve sevgi dolu ruhunuzla bana güvenin."
Hakikat asla anlatılamaz, o anlaşılsın diyedir, inanılsın diye değil.
Reklam