Rumeysa

Tutkulu ve hayal gücü kuvvetli bir aileden geliyorum. Bana deli diyenler oldu; ama deliliğin en büyük akıllılık olup olmadığı muhteşem pek çok şeyin derin olan her şeyin hastalıklı düşüncelerden genel akıl pahasına yükseltilmiş zihinsel ruh hâllerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hâlâ tartışılan bir meseledir. Gündüz vakti düş görenler, yalnızca geceleri düş görenlerin gözden kaçırdığı pek çok şeyin farkındadırlar.
Reklam
Bana göre sen, müziği hiç tanımamış bir ruhun şarkısısın. Sadece karanlığı görmüş biri için ışık gibisin. İçimdeki en kötüyü ortaya çıkarıyorsun ve sana hoşlanmadığım şekilde davrananlara karşı kinci oluyorum. Ama aynı zamanda içimdeki en iyiyi de ortaya çıkarıyorsun, senin sayende daha iyi olmak istiyorum. Senin için daha iyi.
İyi geceler. Ben prensi olmayan bir Külkedisi'yim. Tokyo'nun neresinde olduğumu biliyor musunuz? Beni bir daha görmeyeceksiniz.
Mutluluk bir gün geriden gelir. Bu sözleri hayal meyal hatırlıyorum. Mutluluğu bekleyip bekleyip, en sonunda dayanamayıp evden kaçtığında, ertesi gün harika mutlu bir haber terk ettiğin eve gelse de artık iş işten geçmiştir. Mutluluk bir gün geriden gelir.
Kitap okuma denilen şey benden koparılıp alınırsa, hiçbir hayat deneyimi olmayan ben ağlanacak halde olurdum galiba. Kitapta yazılanlara işte o kadar çok güveniyorum. Bir kitap okuduğumda, onun için deli olur, ona güvenip empati duyar, onu özümser ve hayatımın bir parçası haline getirir, başka bir kitap okuduğumda ise ânında değişiveririm. İnsanların sahip oldukları şeyleri çalıp onları düzgün bir şekilde yeniden yaratma becerisi, bu sahtekârlık, benim özel bir yeteneğim. Bu sahtekârlıktan, kurnazlıktan gerçekten nefret ediyorum. Her gün hata üstüne hata yapıp utanırsam belki biraz ağırbaşlı olurum. Ama yok, böyle bir başarısızlıkta bile bir şekilde bahaneler üreterek, her şeyi güzelce kalıbına uydurarak arkasında ayakları yere basan bir teori varmış gibi gösteririm. Ve bunu yapmak için umutsuz bir gösteri sergilemekten çekinmem