Korktuğumuz için mi yoksa utandığımız için mi itiraf etmekten çekiniriz?
Ya da bir itiraf tanıdığımız bir kişiye mi yoksa tanımadığımız birine mi yapıldığında daha kolaydır?
Kitap incelemesinin öncelikle beni en etkileyen kısımdan başlamak istedim. Irene ve eşinin çocuklarının bir kavgasından yola çıkarak başlattıkları tartışma kitapta beni en etkileyen kısımdı. Korku, sevgi, utanç gibi duygular ve itiraf üzerine çeşitli metaforlar kullanılarak kurgulanan bu tartışma zihinlerde soru işaretleri bırakan bir dilemma yaratıyor.
Stefan Zweig, kahramanının içinde bulunduğu duygu durumunu, yaşadığı korku ve sancıları öyle net ifade etmiş ki kitabı okurken neredeyse onun yerine geçiyorsunuz. Normal şartlarda benim kendi hayat görüşüm itibarıyla kabul edemeyeceğim bir son vardı kitapta ama bu sonu mutlulukla karşılıyorsunuz.
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020125bin okunma
Geleneksel kültür içinde vatandaş devletten almaz, ancak devlete verir! Özel durumlarda, bir başka deyişle, kişinin devlet yöneticileri ile geliştirmiş olduğu "ilişkilerin türüne" göre devlet verebilir. Hem de başka hiçbir devlette görülmemiş biçimde! Ne var ki bu veriş, "vatandaşa" değildir "özel ilişkisi olan kişiye"dir.
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
(E.E. Cummings)
Kendimi tam anlamıyla tanıyorsam, yaşamımı kendim yönetebilirim. Bu bilinç olmadan, çoğu kez dış etkenler tarafından yönetiliyorum... Verimsiz, üzücü, karışık bir zihinle ve istemediğim bir biçimde... (William Schutz)