Hikaye zengin kocalı ,İrene'nin vicdanı ve korkusu ile başlar ve hikaye'nin geneline bu hisler hakimdir. bir ihanet öyküsüdür. Kitabı okurken bir erkeğin kadın psikolojisini bu kadar güzel, bu kadar soluksuz anlatabilmesine şaşırdım.Empati kurduruyor, derin derin düşündürüyor. Korkunun insanı nasıl usta bir yalancıya dönüştürdüğünü birkez daha anlıyorsunuz kitabı okuyunca...Sürpriz sonlu ters köşe bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
'Kocasını aldatan bir kadın ve içinden çıkamadığı korku kapanı...'
İnsan hatasını, utancını ya da korkusunu en kolay kime açar, en sevdiğine mi yoksa bir yabancıya mı? Yazar sürekli kaygı ve korkuyla yaşamanın insanın üzerine yüklediği ağır yükü, psikolojik etkileri başarılı bir şekilde işlemiş. En sevdiğim Zweig eserlerinden biri. Keyifli Okumalar...
İtiraf etmek > Yalan söylemenin verdiği azap.
Suçlu olmak değil suçluluğu gizlemenin verdiği azaptır aslında insanı mahveden.Dürüst olmaktan korkmayın.
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Korktuğumuz için mi yoksa utandığımız için mi itiraf etmekten çekiniriz?
Ya da bir itiraf tanıdığımız bir kişiye mi yoksa tanımadığımız birine mi yapıldığında daha kolaydır?
Kitap incelemesinin öncelikle beni en etkileyen kısımdan başlamak istedim. Irene ve eşinin çocuklarının bir kavgasından yola çıkarak başlattıkları tartışma kitapta beni en etkileyen kısımdı. Korku, sevgi, utanç gibi duygular ve itiraf üzerine çeşitli metaforlar kullanılarak kurgulanan bu tartışma zihinlerde soru işaretleri bırakan bir dilemma yaratıyor.
Stefan Zweig, kahramanının içinde bulunduğu duygu durumunu, yaşadığı korku ve sancıları öyle net ifade etmiş ki kitabı okurken neredeyse onun yerine geçiyorsunuz. Normal şartlarda benim kendi hayat görüşüm itibarıyla kabul edemeyeceğim bir son vardı kitapta ama bu sonu mutlulukla karşılıyorsunuz.
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Kitabı okurken garip bir sıkıntı girdi içime. Sanki suçu ben işlemişim gibi hissettim. Bir solukta bitti. Sonunu tahmin edebildim ama benim düşündüğüm gibi bitmez diyordum . Benim düşündüğüm gibi bittigi için şaşırdım.
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Hikâye şöyle bitiyor;
Gözlerini kapattı, hayatını yaşamaya değer kılan ve günlerini mutlulukla dolduran her şeyin tadını çıkarmak daha iyiydi. Ama kalbinde hala küçük bir acı sızlıyordu. Fakat bu iyileşmekte olan bir yaranın sızlamasından başka bir şey değildi. Biliyordu yakında tamamen iyileşecekti.
SON
Birkaç soru!
Peki gerçekten iyileşecek mi ?
Aldatan birisi erkek veya kadın farketmez, tekrar eşiyle birlikte mutlu olabilecek mi?
Eşine dokunurken hiç mi anımsamayacak?
Hiç mi üzülmeyecek?
Hiç mi acı çekmeyecek?
Abimiz #StefanZweig hikayeyi aceleye getirdi galiba ya da alttan alttan mesaj verdi aldatılsanız bile affedin diye. Aldatan birini affederiz de onunla birlikte devam edemeyiz. Çünkü her dokunuşta her bakışta her seferinde hatırlayıp tekrar tekrar acı çekeriz. Hiçbir zaman iyileşmeyecek bir yara.
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Öncelikle okuduğum baskı bu değil kapağı farklı içerikleri aynı mı bilemiyorum ama yayın evi aynı. Belki de okuduğum baskının çeviri kalitesizliğindendir bilemiyorum lakin ben 28.sayfada pes ediyorum 71 sayfa dayanamam. Diğer yorumlara baktığımda kitabın sürükleyiciliği anlatımı vs öne çıkarılmış fakat ben hepsini saçma buluyorum. Kitap sürükleyici değil. Kocasını aldatan egoist ve birçok sıfat daha verebileceğim bir kadının iç dünyasını okumak zevkli değil. Konuyla derdim yok lakin 28 sayfa boyunca topu topu 2 sayfa dış dünyadan olunca, paso kadının iç dünyası anlatılınca koptum kitaptan . Okuduğum ilk zweig kitabı ve tam bir hayal kırıklığı oldu, tam anlamıyla bir balon. Hani anlayamıyorum dostlar 71 sayfa boyunca entrika veyahut adam akıllı hiç bir şey olmadan kocasının aldatan bir kadının kafasının içini okumak nasıl muazzam oluyor. Cidden bir hayal kırıklığıydı. Yine de bu kadar büyük bir hayal kırıklığı olmuş olsa da elime başka baskısı geçince okuyacağım belki de tek sorun çeviridir.
Sevgili Irene, Madam Bovary ile tanışmanızı çok isterim. Dilerseniz size bu konuda yardımcı olabilirim çünkü benzer duyguları paylaşıp benzer tepkileri veriyorsunuz. Duygular paylaşıldıkça anlamlı hale gelir, mantığa dönüşür. Belki yaşadığınız yasak aşklarda hissedilenler paylaşıldığında iyi gelecektir sizlere... Sonu aynı değil, sen şanslıydın Irene...
İrene; yaşadığı yasak aşkın kendisine ağır geldiği bir kadın... Binlerce kadından biri daha.. Utanç, korku. En ağır duygusu korku ve korku utancını doğuruyor. Bu korku her geçen gün daha da artıyor, yataklara düşürüyor, beynini alt üst ediyor. Irene, bize güdünün basite alınmayacak kadar güçlü olduğunun kanıtı. Freud'un tartışmalara yol açan cinsellik güdüsünün , libidonun gücünün sembolü.
Ne mi oluyor? Irene yasak aşkı yaşarken yakalanıyor, onu yakalayan kişi ondan para istiyor. Defalarca... Onu tehdit ediyor. Irene ailesinin dağılacağı, varlığının yok olacağı düşüncesiyle sarsılıyor ve sonunda onu tehdit edenin en yakınlarından biri olduğunu öğreniyor. Kim mi?? E onuda söylerse 'spoiler' olur canım o. Onu öğrenmek sizin işiniz! :)
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Kitap kısa ama etkileyici bir kitaptı. Zaten Zweig'ın bütün kitaplarının bir süre etkisinden çıkılmıyor. Kitapta 8 senedir mutlu evliliği olan zengin bir kadın kocasını almaktadır. Bu süre zarfında bir kadın tarafından şantaja uğramaktadır. Kadın sürekli sosyete eşini aldattığı duyurursa, çevresindeki itibar kaybı ve ailesini kaybetme korkusu yaşamaktadır. Şantajcısı devamlı olarak onu takip etmekte, kadına işkence etmektedir. Kadının yaşadığı korku en sonunda intihara teşebbüs etmeye kadar gider.
Peki ya şantajcıyı eşi tuttuysa?Sizin eşiniz yaptığınız bir hatayı öğrendiğinde böyle davransa, ne yapardınız? Kadının eşi aldatıldığını öğrenmesine rağmen böyle bir oyuna girmesi ne kadar doğru?Korkularınız ne kadar büyük? Korkularınız yüzünden intiharı düşünür müydünüz?
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Hayat her zaman Stefan Zweig'ın kurgusunda ki Bay Wagner gibileriyle sınamıyor insanı. Rezil olma, kaybetme korkusuyla ve utancıyla yaşamak diğer her türlü olasılıktan çok daha berbat.
Anlık hatalar, psikolojik buhranlar ve arayışlar kişiyi yapmayacağı ve yapmaması gereken şeylere iter. Ve bazen geri dönüşü olmayan yollara sürükler.
Stefan Zweig bu kitabında korku ve utanç duygusunun kişiyi nerelere sürüklediğini çok iyi anlatmış.
KorkuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 2020124,8bin okunma
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.