Benim yaptığım en iyi iş kendimi incelemem, yaptıklarımı en iyi şekilde değerlendirip yazmamdır, yapacağım başka işim yoktur. Kendimi incelediğim de bazen öyle kötü özelliklerimi buluyorum ki bunları yazmaya elim varmıyor. Sağlam, oturaklı neyim var? Her an sendeleyip düşebilirim. Gözlemlerim, duygularım, hâl ve tavırlarım her an değişebiliyor. Açken başka adamım sanki yemekten sonra başka. Keyfim yerindeyse, hava da güzelse mümkün değil kötü olamam; ama bir nasır canımı yakmaya görsün, asık suratlı, aksi, yanına yaklaşılmaz bir adam olurum. Aynı atın yürüyüşü bir rahat gelir bana, bir rahatsız; aynı yolu bir uzun bulurum, bir kısa; aynı biçim bir hoşuma gider, bir zıddıma. Bir gün her işe yatkınım, bir başka gün hiçbir şey gelmez elimden. Bir günümün bir başka günümü tutmadığı gibi, her an farklı duyguların seline kapılabiliyorum. Bugün sevindiğim şeye yarın üzülebilirim. İçimde durmadan değişen, ele avuca sığmayan bir sürü duygu var. Kara kara düşüncelere dalmışken birden öfkelenebilirim; ağlamaklı bir hâldeyken, birden bire taşkın bir sevinç içinde de olabilirim. Kitapları karıştırırken bakarım, dün içinde türlü güzellikler bulduğum, okudukça coştuğum bir yer bugün dikkatimi çekmez olur; eviririm, çeviririm, orasını burasını okurum, nafile! O sayfalar boşalmış, yabancılaşmıştır artık benim için. Önceden okuyup da önemli diye işaret koymuş olduğum yerleri daha sonra niye işaretlediğimi bazen bir türlü hatırlayamam ve kendime kızarım. Yazdığım şeyleri tekrardan gözden geçirdiğimde o ilk andaki manayı, güzelliği bulmam mümkün olmuyor. Burada ne demek istemişim acaba derim; değiştiririm çok defa ve kaybettiğim ilk anlamın yerine ondan değersiz bir yenisini koyduğum olur. Aynı yolda bir gider bir gelirim; düşüncem her zaman ileri götürüyor beni; bir o yana, bir bu yana