Her defasında kendimi tanıtmak gerekliliği duyduğum insanlar var. Pardon! Bunu şöyle ifade etmek daha doğru olacaktır: " Her defasında seninle olan tanışıklığını unutmuş gibi davrananlar var.
Elbette kendimi, kendisine tekrar tekrar tanıtmıyorum. "Ben hani...sizinle aynı okulda..." , " Ya hani..." Ne garip olurdu böylesine bir eziklik...
Zaten asıl konu tanısıklık felan değil. Kendince bir skala oluşturan insanlar var hayatta. Öyle herkesle muhatap olmayı bayağı sayan tipler bunlar...
Bir gün yıllar yıllar önce lisede beraber okuduğumuz onun beni sevmediğini , benim de onu sevmediğimi karşılıklı olarak bildiğimiz bir tanıdık vardı. Onu yıllar sonra evimin dibindeki markette gördüm. Kendisinin babasının hatırlı namıyla üniversitede kaldığını çoktandır biliyordum. Zaten lisede de öğretmenlerin peşinden ayrılmazdı. Elit bir ailenin elit çocuğuydu o. Biz varoşlardan aşağıya inmiştik. Bu yüzden aramızda bir sınıf farkı vardı. Onu markette görünce büyük bir hata yaptım ve ona selam verdim. Birbirimizi sevmesek de o çok geçmişlerde kalmış gereksiz bir duygu olarak düşünmüştüm.
Yanında babası da vardı. Her şeye rağmen bunu yapacağını sanmazdım. Beni tanımadığını söyledi. Liseden, ortaokuldan bazen biri çıkar ve o günlerden arkadaş olduğumuzu, tanışık olduğumuzu söyler ve bazen ben de onları hatırlayamam . Ama asla bu unutuş, bilinçli bir unutuş değildir. Gerçekten de onu hatırlayamadiğimdandır. Elhamdülillah ki, benim dünyamda sınıf ayrımı diye bir şey yok. Hatta ayirırsam eğer yukarı ile muhatap olmamayı tercih ederim.
Bununkisi bilinçli bir unutuştu. Çünkü o kadar birlikte zamanımız geçmişti ki artık istesek de birbirimizi unutamazdık.
O sınıfsal bilincini işlettti. Öğrencisiyle , arkadaşlarıyla da ilişkisi bu sınıfsal bilinç temeline dayanıyordu. Kendisinden üst