Hz. Ömer, meşhur talimatnamesini Ebu Musa'ya hitaben yazmıştır. Mektup, kaza ile ilgili hükümlerin merkezi olmuştur. Yeter derecede kaza usûllerini içine almaktadır. Yaratan'a hamd ve şükürden sonra mektupta şunlar yazılıdır:
"Ey Ebu Musa! Halk arasındaki davaları halletmek sağlam bir farz ve ona göre amel edilmesi gereken bir sünnettir. Huzurunda iki kişi muhakeme edildiğinde, evvelâ her ikisinin sözlerini iyice anla; çünkü, ancak davalar anlaşıldıktan sonra hüküm verilir ve hüküm yerine getirilir. Amelde tatbik edilmeyen hak ve adalet sözlerinin faydası yoktur.
İnsanı eğitmeden şehirleri modernleştirdiğinizde yani göz alıcı binalar,görseli yüksek ışıklı tabelalar, yollar yaptığınızda, modernleşmiş olmazsınız.
Gözümün önüne sürekli kravatlı, ceketli adamlar geliyor. Ne kravat ne ceket edebiyattan zevk duymayan, görgü kurallarından haberi olmayan , kaba bir insanı medeni yapmaz.
Bir adam Hz. Ali'ye: "Ebu Bekir ve Ömer'in halifeliğini ittifakla kabul ettikleri hâlde, senin halifeliğin için Müslümanlar arasında neden ihtilâf çıktı?" diye sorduğunda
Hz. Ali: "Onlar (Ebu Bekir ve Ömer) benim gibilerin idarecisiydi. Ben ise senin gibilerin idarecisiyim." cevabını vererek dinin ve imanın herkesin vicdan müeyyidesi olduğuna işaret etmiştir.