İslam edebiyatındaki kırk hadis geleneğinin kökenleri hicrî II. asra kadar uzanmaktadır. Abdullah b. Mübârek (v. 181/797) kırk kadis geleneğini başlatan kişi olarak kabul edilir. Onun öncülüğünde başlayan bu hareket daha sonraları Muhammed b. Eslem et-Tûsî (v. 242/856) ve Hasan b. Süfyan (v. 303/916) gibi pek çok muahhar hadis âlimi tarafından devam ettirilmiştir. Hatta kırk hadis derlemelerinin en meşhuru olarak İmam Nevevî'nin Kırk Hadis adlı çalışması aklımıza gelmektedir.
Bu çalışmada içerik ve yöntem açısından şu yol takip edilmiştir;
1) Eserde yer alan kırk hadisin tamamı Kütüb-i Sitte diye bilinen meşhur altı hadis kitabından seçildi.
2) Hadisler özenle seçildi.
3) Farklı bâblar altında evliliğin farklı yönlerini işleyen hadisler belli bir sistematik dahilinde okuyucunun dikkatine sunuldu.
4) Eserde sadece sahih ve hasen hadisler yer aldı.
5) Hadisler şerh edilirken İmam İbn Hacer el-Askalânî'nin Sahih-i Buharî, İmam Nevevî ve Şeyh Şebbir Ahmed Osmanî'nin Sahih-i Müslîm, Şeyh Takî Osmanî'nin Sünen-i Tirmizî üzerine yazdığı şerh gibi pek çok meşhur ansiklopedik hadis şerh kitabından istifade edildi.
Geniş bir ilmî yelpazede yazılar yazan İbnü'l-Cevzî, İbni Hallikan'ın ifadesi ile sayılamayacak kadar çok kitap yazmıştır. Vefatından sonra yazdığı defterlerin sayıldığı ve gün başına dokuz defter düştüğü, biyografi kitaplarında ifade edilmektedir.
Merhum Akif Emre İstanbul'un Fethi hakkında şöyle söylemişti: "Fatih'in İstanbul'u alması, herhangi bir şehrin topraklarına katılmasından öte, bir medeniyetin başka bir medeniyete galibiyetini simgeliyordu."