CEM AKDAG

CEM AKDAG
Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BASKETBOL ANTRENÖRÜ
İSTANBUL
SAMSUN
1953 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Biz hepimiz şimdi şüpheyle karşıladığımız ve çirkin bulduğumuz sanat yapıtlarını ve sanatçılar için gençlik yıllarımızda yanıp tutuşmamışıydık.
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Zevk alacağın bir şeyi yapmak için önce başkalarının iznini gereksiyorsan, gerçekten aptalın birisin derim.
Edebiyat
bilimin söz konusu yanılgısı da bazı tatsız sonuçlara yol açıyor; taşıdığı değer, olsa olsa devletçe işe alınan öğretmen ve eğiticilerin çalışmalarını basite indirgeyerek düşünme ve denemelerden kendilerini uzak tutmalarını sağlamasıdır. Söz konusu yanılgının bir diğer sonucu da , aslında şifa bulmaz derecede aklından zoru olan pek çok insana “normal” ,hatta sosyal açıdan üstün kişiler gözüyle bakılması, öte yandan aslında dahi pek çok insanın kaçık sayılmasıdır.
Edebiyat
Kişiliğinizi nasıl kurtulacağını öğrenmek mi istiyorsunuz ? O zaman bana sizin taşlardan birkaç düzine verir misiniz ? Sözde kişiliğinizin dağılması ile oluşan taşlardan Yoksa kişliğinizi oluşturamam ..
Edebiyat
ORTA SINIF İNSAN İnsan ,kendini tümüyle manevi değerlere, Tanrıya yaklaşma çabasına, ermişlik idealine adama olanağına sahiptir. Bunun tersine , kendini tümüyle içgüdüsel yaşama, duygularının isteklerine teslim edip çabasını anlık hazların kazanımına yöneltme olanağıyla da donatılmıştır. Birinci yol ermişliğe ,manevi şahitliğe, Tanrı uğruna kendini feda etmeye; ikinci yol ise zevkperestliğe ,iç güdüler uğruna canını vermeğe ,çürüyüp kokuşmalar uğruna kendisini gözden çıkarmaya götürü kişiyi. İşte orta sınıf insanı bu ikisi arasındaki iklimde yaşamaya çalışılır. Asla kendisini gözden çıkarmaz , ne çilekeşliğe ne de zevkperstliğe adar kendini ,asla canını vermeye kalkmaz asla yok olmayı istemez. Tersine onun ideali nefisten el çekmek değil, ben’ ini ayakta tutmaktır, ne ermişlik ne de onun karşıtı uğruna çaba harcar. Kayıtsız şartsız taraf tutmak onun katlanamayacağı bir şeydir. Tanrıya olduğu gibi zevkperestliğe de kulluk etmek ister ,erdemli olmaya çalışır, öte yandan bu yer yüzünde biraz da adam gibi yaşamaya bakar. Kısacası ,aşırı uçlar ortasında , şiddetli rüzgarlardan, fırtınalardan korunmuş, sağlığına yararlı ılıman bir bölgede yerleşmeye uğraşır. Bunun üstesinden gelirse de, kayıtsız şartsızlığa ve aşırılığa yönelik bir hayatın sağlayacağı yaşam ve duygu yoğunluğundan da el çekmek zorunda kalır. Hayatı yoğun olarak yaşayabilmenin tek yolu, faturayı ben’ e ödetmektir. Orta sınıftan biri için kendi ben’ inden , kuşkusuz yetirince gelişmeyip güdük kalmış bu ben’ den daha değerli bir şey yoktur. Dolayısıyla, yoğunluk pahasına kendini ayakta tutar, güven içinde yaşar, Tanrıya sevdalanmışlığını verip vicdan rahatlığını alır karşılığında, hazzı verip hoşnutluğu , özgürlüğünü verip rahatlığı ölümcül ateşi verip tatlı sıcaklığı alır. Bu yüzdendir ki yaradılış
Edebiyat