CEM AKDAG

CEM AKDAG
Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BASKETBOL ANTRENÖRÜ
İSTANBUL
SAMSUN
1953 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İnsanın arada kendini bırakması iyidir , böylece zehirden arınmış oluruz.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Zenginlerle yaşayıp zengin olmamak çok can sıkıcı, çünkü insan ister istemez anlayışlarını ediniyor ama onlarla birlikte olamıyor, zengin biri gibi yaşamak için kusursuz bir anlayışa sahibim ama olanaklarım yok, tek sahip olduğum anlayış. Bana da bu yeterli değilmiş gibi geliyor doğrusu.

CEM AKDAG

, bir kitap okudu
5/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2018 20. kitabı
Antonio Tabucchi
8.1/10 · 48 okunma
KAFASINDA BİR TAHTA EKSİK Haftanın altı günü Tanrı’nın çevresinde dönenip yaptıklarını eleştirmekten başka bir işe yaramayan iblis, Pazar gününden yararlanıp insan oğlunun kafasına fazladan bir tahta daha , şeytansı tahtayı ,işler dilediği gibi gitmediği ,arzularına set çekildiği zaman atan tahtayı ekleyivermiştir. Ermiş Pedro gelip Tanrı’ya yakınmıştır: “Ulu efendim,’ demiştir, ’benim çoban seninki gibi sakin, akıllı uslu ,söz dinleyen, güzel bir oğlan değil. Benimki kavgacının, gürültücünün biri : Koyunlardan yok oldu mu ,bütünü köpekleri alıp koskoca sürüyü oracıkta bırakıyor, yitenin ardına düşüyor; peynir biraz acıdı mı ,kaldırıp suratıma atıyor ;geceleyin bir bit ısırdı diye ortalığı velveleye veriyor .Ulu efendim başım iyice dertte! Yaratan değneğini kaptığı gibi ,danışmanıyla yola düşmüş. Onlar otlağa vardığında ,Yüce dağ çobanı ,ağzı bir karış açık uyumaktaymış, bizimkiler gelince uyanmış, kalkıp saygıyla selamlamış onları. Yüce efendimiz de kendisini kutsamış. Ermiş Pedro’nun çobanı ,bir tepenin başına oturmuş ,büyük bir tutkuyla kaval çalıyormuş, öylesine kendinden geçmiş durumdaymış ki , tanrı bile kulak vermek zorunda kalmış; sonra omzuna dokunup : ‘Söyle bakalım dostum, ’demiş, ’neden koskoca sürüyü bırakıp tek bir koyunun ardına düşünüyorsun? ‘Çünkü hep en çok sevdiklerim sürüden ayrılıyor,’ diye karşılık vermiş çoban, hiç istifini bozmadan : buysa Tanrı’nın hiç hoşuna gitmemiş. ‘iyi ama oğlum ,seni buraya hizmet edesin diye koyduk. Sevmek ya da nefret etmek senin gibi uşakların işi değil ki! ‘ Ötekinin tepesi atmış : ‘ Ne yani her şeyden önce insan değil miyim ben ? Çobanın saldırganlaştığını gören Tanrı, tepesine vurduğu gibi derin bir uykuya yatırmış adamı ,eğilip kafasını incelemiş ve haykırmış : ‘Hah Şeytan’ın parmağı karışmış bu işe: bir tahtası
BİR GRAM TALİH ,BİR ARABA DOLUSU AKILDAN İYİDİR. İki adam bir kır yolunda ilerliyormuş. Birinde ‘bir ton bilgelik’ , öbüründeyse ‘bir gramcık talih varmış. İki köy arasındayken gece bastırınca , yıldızların altında uyumaya karar vermişler. ‘bir gramcık talihi’ olan ,öyle uzun boylu düşünmeden , kebesini başına çekip yolun ortalık yerine atmış kendini . ‘Bir ton aklı ‘ olansa: Geceleyin buradan bir araba geçip beni ezebilir diye düşünmüş. Ve gidip yolun kıyısındaki tarlaya , otların arasına devrilmiş. Gece geç vakit , iki atlı bir fayton geçmiş. Hayvanlar yolun ortasındaki kara gölgeyi görünce ürkmüş ,yana kaçmış ve tarlada yatanı ezmişler. Bu yüzden ,Rumen atasözü: ‘ Bir gram talih ,bir araba dolusu akıldan iyidir’ der.