KAFASINDA BİR TAHTA EKSİK
Haftanın altı günü Tanrı’nın çevresinde dönenip yaptıklarını eleştirmekten başka bir işe yaramayan iblis, Pazar gününden yararlanıp insan oğlunun kafasına fazladan bir tahta daha , şeytansı tahtayı ,işler dilediği gibi gitmediği ,arzularına set çekildiği zaman atan tahtayı ekleyivermiştir.
Ermiş Pedro gelip Tanrı’ya yakınmıştır: “Ulu efendim,’ demiştir, ’benim çoban seninki gibi sakin, akıllı uslu ,söz dinleyen, güzel bir oğlan değil. Benimki kavgacının, gürültücünün biri : Koyunlardan yok oldu mu ,bütünü köpekleri alıp koskoca sürüyü oracıkta bırakıyor, yitenin ardına düşüyor; peynir biraz acıdı mı ,kaldırıp suratıma atıyor ;geceleyin bir bit ısırdı diye ortalığı velveleye veriyor .Ulu efendim başım iyice dertte! Yaratan değneğini kaptığı gibi ,danışmanıyla yola düşmüş. Onlar otlağa vardığında ,Yüce dağ çobanı ,ağzı bir karış açık uyumaktaymış, bizimkiler gelince uyanmış, kalkıp saygıyla selamlamış onları. Yüce efendimiz de kendisini kutsamış.
Ermiş Pedro’nun çobanı ,bir tepenin başına oturmuş ,büyük bir tutkuyla kaval çalıyormuş, öylesine kendinden geçmiş durumdaymış ki , tanrı bile kulak vermek zorunda kalmış; sonra omzuna dokunup : ‘Söyle bakalım dostum, ’demiş, ’neden koskoca sürüyü bırakıp tek bir koyunun ardına düşünüyorsun? ‘Çünkü hep en çok sevdiklerim sürüden ayrılıyor,’ diye karşılık vermiş çoban, hiç istifini bozmadan : buysa Tanrı’nın hiç hoşuna gitmemiş. ‘iyi ama oğlum ,seni buraya hizmet edesin diye koyduk. Sevmek ya da nefret etmek senin gibi uşakların işi değil ki! ‘ Ötekinin tepesi atmış : ‘ Ne yani her şeyden önce insan değil miyim ben ? Çobanın saldırganlaştığını gören Tanrı, tepesine vurduğu gibi derin bir uykuya yatırmış adamı ,eğilip kafasını incelemiş ve haykırmış : ‘Hah Şeytan’ın parmağı karışmış bu işe: bir tahtası