CEM AKDAG

CEM AKDAG
Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BASKETBOL ANTRENÖRÜ
İSTANBUL
SAMSUN
1953 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

CEM AKDAG

, bir kitap okudu
7/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
Alain de Botton
8.7/10 · 4.261 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
6/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 11. kitabı
107 sayfa Bazıları rivayet , bazıları beklenmedik yerden vuruyor ,bazılarına hadi canım diyorsunuz . Ancak eğlendirici ve ilginç bilgiler var. kitaptan ilginç bir hikaye :AKINTIBURNU HİKAYESİ İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi Tercüman ( 1982,s537-538.) Akıntıburnu’nda yalı sahibi “zamanın zevk ve keyif ehli adamlarından biri dostlarına bir ziyafet verir. Bunların arasında İstanbul’un zarafet ve hoş sohbetleriyle tanınmış kimseleri, saz ve ses üstatları varmış. İçmişler ,şarkılar, besteler, semailer ve peşrevler çalınmış, söylenmiş. Ve bir zaman gelmiş ki bu alemi içlerine hava gibi sindirenler, yatak odalarına çekilmişler. Misafirlerden Aşir isminde birinin yattığı oda deniz üstündeymiş. Aşir yatağa girip başını yastığa koymuş, gözleri yavaş yavaş kapanmaya başlarken bir se: -Aşir ! Diye gürlemiş. Cevap vermiş: -Buyur! -Yat ! -Başüsütüne efendim !? Emre itaat etmiş, başını yastığa koyup hafif hafif kestirmeye başlamış, yarım saat sonra aynı ses bu sefer daha yüksek perdeden haykırmış: -Aşir ! Adamcağız fırlamış, korkak ve şaşkın: -Emret, bir şey mi istiyorsun? Demiş. -Yat! -Peki efendim ! Zavallı bütün geceyi böyle geçirmiş. Yarım saatte bir kalkmış yatmış, uyumuş uyanmış! Sabahleyin misafirler kalkmış, yeni baştan hazırlanan sofranın başına geçmişler. Misafirlerin yüzünde rahat geçen bir gecenin izleri belirlendiği halde Hafız Aşir’in yüzünün harap olduğunu gören ev sahibi sormuş. -Geceleyin rahatsız mı oldunuz ? Uyku mu tutmadı ? Aşir, akşam işittiği sesleri ,ikide bir isminin çağrıldığını ve bu yüzden hacıyatmaz gibi yatıp kalkarak sabahladığını anlattıktan sonra: -Bunu yapan kimse, doğrusu yaman adammış der... Uykusuz kaldım ama ,bu hodbinlik benim hoşuma gitti. Ev sahibi kahkahayı basmış: -Yanılıyorsunuz, demiş. Mesele büsbütün
Ne Demek İstanbul, Bebek Niye Bebek?Önder Şenyapılı · Odtü · 200312 okunma
6/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2018 10. kitabı
Montaigne Cicero gibi insanın kamusal hayatta ,insanların arasında ya da mesleğin icra ederken tam olarak kendisi olmadığını düşünür. İnsan yalnızlıkta, tefekkürde ve okuyarak kendisi olur. Aylaklık boş olmak değerini yitirerek tembellikle eşanlamlı olmuştur. Dürüstlük insan ilişkilerinin kurulmasında vaz geçilmez olanıdır. İnanç, sadakat, güven ve sırdaşlık, hepsi birdir.. Dürüstlük, kötülük ,kurnazlık ,maske, aldatma, hile olmamasıdır. Kısaca, dürüstlük, sadakat, görünen ile olunan, gömlek ile ten arasındaki uygunluğun güvencesidir. Canın istediği gibi, düzensizce, belirli bir yöntemi izlemeden bir kitaptan ötekine geç... İç savaş, savaşların en kötüsüdür, öyle ki ertesi sabah özgür bir insan olarak uyanıp uyanamayacağını asla bilemez, hayatta kalmak için şansını kadere bırakır insan. Şu anki zavallı durumumuzda, alışmak doğanın bize verdiği gerçek hediyedir, çünkü doğa duygularımızı uyutarak bütün kötülüklere dayanmamızı sağlar. Kendime sürekli yönelttiğim dikkat başkalarını da aynı dikkatle değerlendirmeme yol açıyor, bu kadar mutluluk ve açıklıkla yaptığım çok az şey var. Sözün yarısı konuşana, öbür yarısı dinleyenedir. Bütün dünya bir tiyatro oyununda oynuyor .Petronius Gençler samimiyet, doğruluk ve dolayısıyla olunanla görünüş arasında mükemmel bir birlik, yüce bir şeffaflık düşler. Hamlet tüm saray adetlerini ve uzlaşmalarını reddeder Kraliçe olan annesine “I know not ‘seems” diye bağırır. BEN GÖRÜNÜŞ TANIMAM.
Montaigne'le Bir YazAntoine Compagnon · Yapı Kredi Yayınları · 201534 okunma
Fuzuli, bir türlü saray şairleri arasında değerlendirilmediği için, Nişancı Paşa’ya gönderdiği ünlü şikayetname’sinde, şöyle diyordu: “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar.”