“Tanrı dedikleri rastlantı olmalı," dedi kendi kendine... "Tanrı dedikleri rastlantı! Madem gelmiş geçmiş tüm inançların sorgusuz sualsiz varlığını kabul ettikleri Tanrı, hayatı spermlerin ve yumurtaların, sonu varlık mucizesine varan rastlantısal maceralarıyla başlatıyor; madem her an, her durumda yasam rastlantıya, rastlantı yaşama hizmet ediyor; o zaman rastlantı Tanri'nin ta kendisi olmalı... işte bu yüzden rastlantıyı küçümseyemeyiz," diye düşündü ve o an Tanrı’ya tapar gibi taptı rastlantıya... Her şeyi
-ölümü, doğumu, aşkı, kazancı, kaybı, nefreti, gelmişi, geleceği, olmuşu, olacağı- elinde tutan, avucunda saklayan ve sürprizlerle dolu olan rastlantıya...