Öğrenmek zihinsel bir faaliyettir. Bir bilgiyi zihinde depolamak ve ihtiyaç duyulduğunda o bilgiyi kullanmaya çalışmak öğrenmektir. Öğrenilmiş bilgi kullanılmazsa unutulur.
Örneğin, ailesinin her türlü imkânı olduğu halde yiyecek ve giyeceklerden yoksun bırakılan, "her istediği olmasın" diye arkadaşlarının içine düzgün olmayan kıyafetlerle çıkmak zorunda bırakılan yedi yaşındaki bir çocuğun iradesi güçlendirilmez, aksine çocuğa kişilik bozukluğu süreci yaşatılır. Zira çocuk ebeveyninin imkân olduğu halde kendisini yoksun bırakmasına bir anlam veremezse kendini suçlu, aşağılık ve değersiz hisseder.
Diğer yandan ailenin maddi imkânları zaten yetersiz olduğu için eski kıyafetleriyle arkadaşlarının içine çıkmak zorunda kalan bir çocuk varlık içinde yoksun bırakılan çocuk kadar zarara uğramaz, aksine bu durumdaki çocuğun iradesi güçlenir.
Birçok ebeveyn çocuklarının "gözü bir şeyde kalmasın" diye bütün isteklerini yerine getirmenin doğru olacağını düşünür. Bu belki dört yaş öncesi çocuklar için makul olabilir ancak daha sonraki dönemlerde çocuk her arzu ettiği şeye hemen ulaşmaya alışırsa "haz ötelemeyi" beceremez. Hazza teslim olmak ise iradeyi zayıflaştırır.
Sadece inatlaşma nedeniyle değil, bazen de ebeveynler çocuklarının tercihlerinin önüne daha erken geçilmezse ileride kontrollerinden çıkacağını düşünerek iradelerinin güçlenmesini istemez.
Belki daha trajik olarak bazı ebeveynler çocuklarının güçlü iradesi karşısında kendilerinin zayıf kalacaklarını ve artık tesirli olamayacaklarını düşünerek onların birçok isteklerinin karşısına "hayır" cevabı ile çıkarlar. Halbuki irade öyle bir enerji kaynağıdır ki yasak konuldukça güçlenir.
İrade ancak kişinin kendi anlayışı ve rızası ile söndürülür. Baskı ve zorlamalar ile bir kişinin istekleri bastırılıyorsa, o isteklerin bir süre sonra canavar gibi tekrar ortaya çıkması muhtemeldir. Bugün veya yetişkinlik döneminde...