Ercan Kuşoğlu

Ercan Kuşoğlu
@Samgezgini
Üstada sormuşlar; Üstad dünyadan ne anladın? San ki bir pazar yeri dolaştım...Üç metre bez aldım, gidiyorum...
İnşaat teknikeri
Ünüverste
İstanbul
Malatya
34 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Gılgamış [aşk tapınağından bir Yosma’yı) (Buradan itibaren, ” ” (Akkadcada: ) fahişenin t a kendisidir e günümüzde orospular denen bir grubun simgesidir.) Katacak yanına Ve sen onunla birlikte [Gideceksin ava], Bu [er kişinin (?)] ne kadar güçlü olduğunu [Anlatacaksın (?)] Yosma’ya. (…)” agy s. 72
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
‘‘İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikati görmekten kaçmak itiyadı var.’’
“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimizdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması..”
‘‘Bereket versin herkes böyle değil.. Daha sarp yollardan yürüyen fakat buna mukabil insan denecek bir insan olmak isteyenler de var.. Belki pek az ama var.. Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.’’
Düşünce
Puan vermedi·256 syf.··
2020 32. kitabı
“İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir,” diyen Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” romanından bahsetmeden önce kısaca sanatçının edebi kişiliğine değinmek istiyorum. Edebi hayatına ilk olarak şiirle başlayan Sabahattin Ali daha sonra yazdığı roman ve hikâyelerinde Anadolu halkını, ezilen insanı anlatmak ister. Bunu toplumsal hayattan kesitlere yer vererek yapar. Eserlerinde aydın geçinen tabakanın, entelektüel kesimin Anadolu insanını küçümsemelerini eleştirmiş ve geleneğine bağlı içi temiz olan insanları yüceltmiştir. Sabahattin Ali, dönemindeki yazarlar gibi Anadolu halkını düşkün, sefil göstererek değil; dost canlısı ve iyiyi arayan insan olarak göstermeyi tercih etmiştir.  Toplumsal gerçekçi uslupla eserler veren sanatçı, psikolojik çözümlemelerde oldukça başarılı olmuştur. 1940 yılında Ulus gazetesinde yayımlanan ve ikinci romanı olan İçimizdeki Şeytan’da iç çatışmalara yer vererek bu yönünü gözler önüne sermiştir. Otobiyografik roman niteliğinde olduğu söylenen ‘İçimizdeki Şeytan’da aydın geçinenlerin içinin ne kadar karanlık olduğu, Ömer’in kararsızlığı, yalnızlığı ve iç hesaplaşmaları anlatılır. Toplumsal hayatın kişiler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın ‘kapana kısılmışlığını’ bu romanda görmek mümkündür.  Romanın konusu, her ne kadar Ömer ve Macide’nin aşkı ve evliliği gibi dursa da asıl konu bu “kapana kısılmışlıktır” diyebilirim. Yazarın yazdığı dönem için yoğun bir eleştiri taşıyan bu romanı ve kahramanlarını her dönemle ilişkilendirebiliriz. Romanın ön planında işlenen aşk ve evliliktir. Ancak arka planda ana fikir değerinde asıl işlenmek istenen başka bir konu vardır Romana adını veren ‘İçimizdeki Şeytan’ın fısıltılarına kulak vermemizin, yaptığımız davranışlarımıza yön vermesine, güç
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma