Lina

Lina
@Samsara12
Yansımam ne zaman gösterecek içimdeki beni.
Öğrenci
Mimarlık/Felsefe
İstanbul
24 Aralık
270 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Her kadının kendine ait bir odası olması dileğiyle.
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2022 22:12
Kadının toplumdaki yeriyle ilgili biriyle bir tartışmaya girmiştim bana şu soruyu sormuştu: “Sence neden bilim, felsefe, edebiyat gibi alanlarda erkekler başı çekiyorken kadına sosyal yaşamda erkekle aynı statü verilsin?” O soru bir süre benim de zihnimi fazlasıyla meşgul etmişti. Sahi neden tarih boyunca kadının adı erkeğin gölgesinde anılıyordu? buna ne neden olmuştu, yoksa erkeği evrimsel açıdan kadından üstün mü tutmam gerekiyordu? ve böyle sürüp giden sorular bütünü. Eminim ki bu sorular benim ve o soruyu soranın zihnini kurcaladığı kadar bir çoğumuzun da zihnini kurcalamıştır. İşte Virginia Wolf da bizden biri. Kadın ve edebiyat… yüzyıllardır tartışılagelmiş bir konu.” Bir yıl içinde kadınlara dair kaç kitap yazıldığıyla ilgili bir fikriniz var mı? Bunlardan kaçı kadınlar tarafından yazıldı?” Bu soru beni derinden sarstı. Edebiyatın ana malzemesi kadın iken kadınla ilgili yazıların büyük bir kısmı erkekler tarafından yazılmıştır. Haliyle bu yapıtlar, erkeklerin kadın hakkındaki görüşlerini yansıtmaktan ibaret olup hakikati tamamıyla anlatmaktan da uzak olacaktı. Peki kadınlar neden yazmıyordu. Evet, kadınlar yazmıyordu fakat yazamıyor oluşları mıydı yazmamalarının altında yatan neden. Size en sevdiğiniz şairi sorsam kaçınız bir kadın adını cevabı olarak verir ki ya da kaçınızın en sevdiği romanının yazarı bir kadındır? Daha da abartayım, dünya üzerindeki kaç icadın mucidi bir kadındır? Peki şunu sorsam: kaç kadının kendine ait bir odası ve yıllık 500 poundluk geliri var? Belki alakasız gelecektir, kendine ait bir oda ve yıllık 500 poundluk gelir... Fakat şunu da sormalıyım: büyük yazar ve şairlerden kaçı buna sahip değildi? Virginia kitapta bunun altında yatan nedenin kadına kendini gerçekleştirebilme fırsatının erkek tarafından verilmemesi, kendine ait bir
Felsefe
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatın sizden beklentisini ne?
Puan vermedi·166 syf.··
2022 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2022 19:02
Hayatın bir anlamı var mıdır, varsa neden aranmalı, aranacaksa nerelerde aranmalıdır? gibi soruların her insanı ilgilendiren sorular olduğunu düşünüyorum. Viktor Frankl bu kitabında hayatının kötü geçen döneminden bir kesit üzerinden, bu arayışın insan için ne kadar değerli olduğunu anlatıyor. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm; Frakl’ın toplama kampında yaşadıklarını ve diğer tutukluların yaşadıklarını gözler önüne sermesiyle geçer. Bunda amaç, kitabının tamamına hâkim olan insanın anlam istencinin değerini ortaya koymaktan ziyade toplama kampında yaşanan vahşetin ve tutuklu bulunan esirlerin, bu vahşet karşısındaki tepkilerini ortaya koymaktır. Bu, öyle bir ortam ki insanın sahip olduğu kendisi hariç her şeyini elinden almıştır. Öyle ki insanları birbirinden ayıran ve özel kılan isimlerinin yerini bile çıplak bir varoluştan ibaret olan rakamlar almıştır. Hasta olmak gayet sıradan bir durumken hastalanınca herhangi bir gaz odası veya krematoryuma gitmek de bir o kadar sıradanlaşmıştır. Bütün bu sürecin ise en can alıcı noktası, bu akıl almaz vahşeti yaşayan tutukluların, bunu içselleştirerek alışması olsa gerek. Bu durum da Dostoyevski’nin şu sözlerini hatırlatır: “alçak insanoğlu her şeye alışır”. Toplama kampları belki de insanlık tarihinin en acı olayıdır ve milyonlarca insan insafsızca katledilmiştir. Öyle düşünüyorum ki katledilen milyonlarca insandan biri olmaktan beter bir durum varsa o da katledilen milyonlarca insandan biri olma olasılığının birey için var olmasıdır. Viktor Frankl da bu ihtimalle yaşayan insanların, içsel değişimlerini psikiyatr kimliğiyle ele almıştır kitapta. Ona göre bu olasılıkla yaşayabilmek hayatın içinde bir anlam bulmaya bağlıydı. Nietzsche’nin de dediği gibi “Uğruna yaşamaya değer bir nedeni olan kişi nasılına da katlanabilme
Felsefe
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Mavi Köpeğin Gözleri
9/10
·128 syf.··
2021 29. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 19:43
Gabriel Garcia Marquez'in büyülü gerçeklik tarzında yazdığı 12 öyküden oluşan kitabıdır "Mavi Köpeğin Gözleri". Konular farklı olsalar da genel olarak "ölüm" teması hakim. Bazen bir rüya şeklinde, bazense sanrı. Ayırt etmek çok zor gelecektir. Öyle ki hikaye kahramanlarına bile yaşadıkları gerçekte mümkün olamayacakken durum karşısındaki tavırları, olayı normalleştirerek olağan hale getiriyor. Bu durum da kahramanın olay karşısındaki tavrına, bana düşündürttüklerinden daha fazla odaklanmama neden oldu diyebilirim. Kitabın diline alışmak biraz kitaba odaklanma isteyecektir. Çünkü alışılmamış bağdaşıklıklar bol bol kullanılmıştır. Bence herkesin okuması gereken, ölümün ürperticiliğini iliklerinize kadar hissettirecek bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.:)
Edebiyat
Mavi Köpeğin GözleriGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20112,320 okunma
Buruk bir hayat
8/10
·96 syf.··
2021 21. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2021 13:04
Burukluk İşte gelmiş geçmiş en karamsar filozofun yaşam enerjinizi sömürecek aforizmalarının toplandığı kitabı. Aslında filozof bizi alıp karanlık bir tünele sokmaktan ziyade bize zaten karanlık bir tünelde olduğumuzu hayata karşı yakınmalarıyla önümüze koyuyor. Peki ne oldu da Cioran Nihilist Cioran oldu. Bunun sırrı tahmin edeceğiniz üzere hayatının devamı üzerinde silinemez yaralar bırakan çocukluğu ile ailesine duyduğu nefret. Öyle ki bir çocuğun ailesine olan güveni yıkılınca Aslında tüm hayata karşı güvenini yitirdiğini Cioran'ın fikirlerini oluşturan hayatıyla anlayabilmekteyiz. Cioran papaz bir baba ile Tanrı tanımaz bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Her ne kadar çocukluğunun mutlu geçtiğini söylese de bu ailesinin onu yurda yerleştirmesi ve orada bir çocuğun kaldıramayacağı yükleri yüklenmesine neden olan ailesi ve onlara olan nefreti ile sadece çocukluk mutluluğu değil hayatın da sevincini almasına neden olan dönüm noktası olur. Sonrasında Cioran hayatın anlamsızlığı ve hiçliği ile acı bir şekilde yüzleşmiş olur. Nihayetinde  bir nihilist doğmuştur. Cioran yaşamı boyunca anne babasının ona bıraktığı gibi Tanrıyla kavga içinde. Nitekim bir sözünde " bu dünya, bir inanç ya da bir fikir uğrunda tek bir kurban bile vermeye değmez." Diyerek inançların ve fikirlerin uğrunda savaşmaya değmediğini, insanın önce fikri ortaya attığını ve beraberinde kendi ölüm nedenlerini bulduklarını söyler. Peki bir nihilist neden yaşar, madem hayat amaçsız ve rastgele oluşan olaylar bütününden ibaret, neden hayatta kalmaya devam ederiz? Cioran şu şekilde açıklar: "yaşamaya neden devam ettiğimi bilmiyorum ve buna karşın yaşamakta neden bu kadar diretiyorum? bu sorunun cevabı muhtemelen, hayatın içindeki irrasyonel özün ortada herhangi bir neden yokken onu korumasında
Felsefe
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,331 okunma
Siz okuyun diye spoilersiz inceleme yaptık:)
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 15:52
Vee okumazsanız bişey kaybetmeyeceğiniz fakat okursanız çok şey kazandıracak bir kitap daha.:D Bir tarafta şu sarsıntılı hayatımızda çizgimizi belirleyen doğrularımız dururken yanlış bildiğimizi ısrarla seçmek doğrularımıza olan eksik itimadımızdan mıdır, yoksa yanlışı seçmeye teşvik eden içimizdeki şeytandan mıdır? Başkasını kolayca eleştirirken söz konusu biz olunca nasıl oluyur da o güne kadar kesin bildiklerimizi bir anda alt-üst ederiz, İnsanın kendini bulma arayışında her şey kendinin ve sevdiklerinin tahammül edebileceği noktaya kadar mübahtır; sonrası sevdiklerini kaybetmenin acısıyla, kendine yöneltilen suçlamalara döner bir anda. Bir bakıma yaşantımızın verdiği zararı, kendimizde bir sevdiğimiz aracılığıyla görebileceğimizi anlatıyor bu kitap. Dönemin genç aydınlarından olan Ömer'in, hayatına kendisiyle apayrı dünyalara sahip fakat birbirlerine olan aşkları nedeniyle tek noktada buluşan Macide ile tanışmaları ve ardından eski Türk dizilerini aratmayan aşk hikâyeleri ile anlam kazanan hayatı üzerinden, derin tahliller yapıyor Sabahattin Ali. Tabii bu romanı okura sevdiren kısmı, okuyucuyu şaşırtacak şekilde gelişen olay örgüsü ve neticeye bağlaması açısından okunduktan sonra damakta ve dimağda bıraktığı tadı.   Romanda asıl mevzu, aşk üzerinden anlatılsa da yazarın okuyucuya vermeye çalıştığı, daha doğrusu okuyucunun yorumuna bıraktığı mesaj üç aylık birlikteliği sürecinde, kahramanların başlarından geçenlerin tesiriyle vardıkları sonuçlardır. Kendi hayatının kontrolünü ele almak için verilen kararlara, sonucunda neyi kazanıp kaybedeceğimize  göre sadık kalırız. Kaybedeceklerini göremediğimiz zaman iradesizliğimiz sonucu olarak uğruna irademize hakim olmaya çalıştığımız nedenlerimizden bile vazgeçmek kadar ağır olabiliyor. Bu yüzden... Diye devam
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Şule Yayınları · 2020208,9bin okunma