Ne yazık! Dünyada sadece bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek! Sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak!
Ah ne biçim milletiz be! İnsan değil bildiğin serçeyiz. ''Karşı çıkacağız, karşı çıkacağız,'' iş başa düşünce herkesin ödü koptu. Serçeler de aynen böyle toplanıp, ''Teslim olmayalım, karşı duralım!'' derler, ama atmaca gelince hepsi korkup çalılara saklanırlar. Atmaca da canının istediğini yakalar. Sonra ortaya çıkar serçeler, cik cik diye sayım yaparlar. ''Kim eksik? Vanka. Eh, şansı açık olsun. Hem bunu hak etmişti zaten.'' Siz de böylesiniz işte. Teslim olmayacağız diyorsanız, olmayacaksınız!
"Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal sükutu, ne inkisar kalır...Bu halimizle hepimiz acınmaya layıkız ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur."
''Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı.''