“Benim aradığım güç, yenmek ya da en azından yenilmemek için lazım olacak bir güç değil. Dışarıdan gelen etkileri kesmeye yarayacak bir güç de değil. İstediğim, dışarıdan gelen gücü karşılayıp ona dayanmayı sağlayacak bir güç. Haksızlık, şanssızlık, üzüntüler, yanlış anlamalar, anlayışsızlıklar…Böyle şeylere sessizce direnmemi sağlayacak bir güç.”
“Gözlerini kapatman hiçbir şeyi değiştirmez. Gözlerin kapandı diye hiçbir şey silinip gitmez. Bu bir yana, gözlerini bir sonraki açışında her şey daha da kötüleşir. Biz işte böyle bir dünyada yaşıyoruz, Nakata. Adam gibi gözlerini aç! Göz kapamak korkakların işidir. Gerçeklere göz yummak alçakçadır. Sen gözlerini kapatıp kulaklarını tıkasan bile zaman akmaya devam eder. Emin adımlarla.”
“Ve sevgi, daha önce hiçbir duygunun erişemediği kadar derinlere inmişti. Buna cevap olarak yine en derinlerden yeni bir şey geldi: sevgi. Kendisine verilenin karşılığını veriyordu. Bu da bir tanrıydı aslında, sevgi tanrısıydı; mutluluk saçan ışığında, Beyaz Diş’ in doğasının güneş altındaki bir çiçek gibi açılıp serpildiği, sıcacık bir tanrı. “
“ Ömrünün bu en güzel gecesini, ömrünün bu en korkunç gününün takip etmesi mi yazgısıydı? Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler? “
“Az şeyler çekmemişsin sen küçük! Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır! “