Şimdi ortalıkta bir demokratçılar var. Dikkat edin, cilik değil, cılık! Malum ya, cilik başka, cılık başka. Demokratcılıktan amaç, herkes nerde, sen de orda olacaksın demektir. Şimdi bir işe başladın mı çoğunluk diyorlar. Çoğunluk hayhayı bastı mi, "Hayır" deyenin hali harap. Anlaşıldı mı arkadaşlar? Bundan böyle muhaliflik, münafıklık yoktur. "Hayır" demek yasak edilmiştir.
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı. Yazar sürekli aklımda okuyayım okuyayım diyordum Nərmin Quluzadə ve @Pouliche nin yaptığı etkinlik #59189412 bana motivasyon oldu. İlk bulduğum kitabı başladım okumaya.
Ama ne okumak!
İlk sayfadan itibaren içine çekiyor sizi. Elimden bırakamadım, bir gün sürdü sadece bitmesi.
Kitaba gelecek olursak söyleyeceğim çok fazla şey var. Bu kitabına özel mi yoksa yazarın yazım tarzı mi böyle bilgilendirirseniz sevinirim. Çünkü çok fazla terör, şeriat, tarikat, yoksulluk, mafya vs var. Yani çok uçlarda kişiler ve olaylar görüyoruz hep. Mesela bir şeyhten bahsedilecek, biz o şeyhin tarikattaki konumu dışında hiç bir karakter özelliğini göremiyoruz, bulamiyoruz. Bir uyuşturucu bağımlısı var ama en dipleri görenlerden. Ya da evden kaçan kız illa en pis işlere bulasacak da sonra bir kendine gelecek. Çocuğun sevdiği kız illa yoksulluktan kendini satacak vs vs. Spoiler vermeden anlatmak zor. Okuyunca bana hak verirsiniz... Hani herkes ya siyah ya beyaz... Tam Yeşilçam filmi tadinda. Ama bol bol Kurtlar Vadisi soslusu.
İşte bizim baş karakterler de beyaz ama hayatın sillesini yemiş kişiler. Bir mucize ile kurtuluyorlar. Yok yok mucize demeyeyim, şöyle söyleyeyim, kitapta o kadar fazla tesadüf var ki olaylar o şekilde örülüyor kitap boyu. Son sahneye vay be diyemiyoruz çünkü olaylar kitabın o noktada son bulması için zorladıkça zorluyor. E biz de şaşırmıyoruz çünkü perşembenin gelişi çarşambadan belli!
Ama kitap kötü mü? Bilemiyorum. Sadece dediğim gibi olaylar sürekli en üst perdeden devam ediyor. Bir karakter bir şey yapacağı zaman fazla keskin kararlar alıyor, fazla keskin olaylar oluyor, her yerde tesadüfler... Gercekcilikten çok uzak. Bir süre sonra Türk filmi parodisi izliyor hissine kapılıyorsunuz. Ama dediğim gibi yazarın tarzı mi bu,