Ayşe Şasa'nın denemelerinin bir araya getirilmesiyle oluşan, Anı-Biyografi türündeki kitabı.
Bilâkis Ayşe Şasa'nın hayat hikâyesi...
Kitabın ilk cümlesi şudur:
"Akıllılar dünyasının bir kıyısında, sisli bir dağ başına çöreklenmiş, dünyayı kendimce anlamlandırmaya çalışan bir deliyim"
Genellikle inceleme yapacakken önceliğim yazarından bahsetmek oluyor çünkü biliyorum ki yazarın hayatı, kitaba bir şekilde bir yerlerde rastlıyor.
Çoğu kişi sinema dünyasındaki senaristliğinden ötürü Ayşe Şasa'yı tanır. Etkili öyküleri mevcuttur. İstanbul'un zengin iş adamlarından, Avni Şasa'nın kızıdır. Zengin ve soylu bir aileden gelmesinin yanı sıra bakıcıların ellerinde büyümüştür. Bir ebeveyn kültürü mevcut değildir. Kitapta sıkça bu konuya değinerek sitemini ve yaşadığı boşlukların, bunalımların sebebinide ifade ediyor:
❝Düşünüyorum... Çocuklarına, âlemin neye dair olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bildirmekten aciz bir dünyada esenliğin, mutluluğun, bilginin, anlamın bir katresinden söz edilebilir mi?
Yüce, aşkın değerlerin varlığına, hakikate sırt çevirmiş hümanist kültür, modern insanın kulağına, kendisinin âlemin merkezi olduğunu fısıldamış, ona ilahlığını beyan etmiş; zuhur eden büyüklük hezeyanının ağırlığına dayanamayan insanoğlu, tüm dengesini yitirerek, bu kez iki adımda bir küçüklük hezeyanlarının, mikromaninin girdabına yakalanmaya yüz tutmuştur. Modern yalanının bedelidir bu.❞
Tıp dünyası ona şizofreni teşhisi koyuyor lâkin o, hakîkati arayış serüvenine çıkıyor. Bir yerde de "kimseye, hiç kimseye anlatamadığım şeyleri sözle anlatmak mümkün değil, hiç kimse bilmek istemiyor delilik ülkesinin sahipliğini- buraya tüm gücümü aktarmaya çalışacağım" diyor ve bütün Samimiyeti ile yaşadıklarını, iç dünyasını okuyucularına aktarmaya çalışıyor.
Ayşe Şasa "bana