Elçin Ertem

Meşrutiyet sonrası yapılan ıslahatlar...
Fransa adalet sistemi, yapısı ve mükemmelliği ile bize çekici geldi. Bu, sistemin kabulü için yeterli görüldü. Oysa hiç kimse bu sistemin, Fransa'ya hiçbir yönden benzemeyen bizim gibi bir ülke için uygun olup omayacağını düşünmedi. Bu nedenle, bu şekilde yaptığımız adli ıslahatın, yıllar süren uygulamalara karşın, bilindiği üzere, olumlu hiçbir sonuç vermemesi kesinlikle şaşırtıcı sayılmamalıdır.
Sayfa 43 - Meşrutiyet, 1913·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
II. Meşrutiyet'ten sonra...
Dünkü jurnalci ve rüşvetçiler başımıza özgürlük kahramanı, yenilikçi ve yurtsever kesildiler. İşsiz geveze ve sıradan bir avukat, en şiddetli halk hakları savunucusu oldu. Âciz, rüşvet yiyici memur da en ateşli politikacı olup çıktı. Sanki bütün ülkede bir cinnet rüzgârı esiyordu.
Sayfa 43 - Meştutiyet·Kitabı okudu
Tarih
Batı uluslarının imrenmemiz gereken yönleri, geleceğe doğru aşama yapmak için seçtikleri ilkeler, bu ilkelere gösterdikleri saygı ve bunları korumak için gösterdikleri özveri olmalıdır. Onların amaçlarına ulaşmak için uyguladıkları yöntemlere bakılmamalıdır. Asıl imrenilecek şeyler onların çalışma biçimleri, eğitim yöntemleri ve özverili yurtseverlikleridir.
Sayfa 32 - Taklitçiliğimiz·Kitabı okudu
Düşünce
Üç İstanbul ve Bir Halide Edip
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 15:17
Üç İstanbul benim için; başları heyecanlı, ortası hayal kırıklığı derken, sonu müthiş biten ve iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Olayların süreci Abdulhamid'in düştüğü yıl olan 1908'den bir kaç yıl öncesinden başlıyor ve Milli mücadele kahramanlarının - kitaptaki nâmıyla "Ankara'nın" - İstanbul hükümeti ve işgalci devletlere üstünlük sağlamaya ramak kaldığı 1920-1921 tarihlerinde sona eriyor. Kitabın konusu ise bu tarihlerde yaşayan entelektüllerin eleştirisinden ibaret. Yazar bizi onların şaaşalı dünyasına öyle bir sokuyor ki ne Balkan kıyımı ve büyük toprak kayıplarını, ne dünya savaşındaki acıları, ne de milli mücadelenin heyecanını hissediyorsunuz. Tıpkı romandaki aydın geçinen karakterlerin hissetmediği gibi... Mithat Cemal'in bu eserde dikkatimi çeken iki sanatı vardı. Biri betimleme... Ama çağdaşı olan yazarların yaptığı gibi kuru ve gereksiz bir betimleme değil. Mesela yalıların, konakların ve içindeki mobilyaların... hatta güzelliği ve eğitimi nisbetince rütbeyi artırdığı düşünülen kadınların betimlemeleri öyle güzel ve sanki ülkenin asıl meselesi bunlarmış gibi ince ince işlenmiş ki gerçekten kilometrelerce ötede memleket mezbahaya mı dönmüş, halk ekmek yapacak un mu bulamıyor aklınıza bile gelmez. Betimleme konusunda zirveyi yakaladığını düşündüğüm yer ise meşhur Mermer Yalı'da büyüyen, atadan aristokrat, Paşa kızı Belkıs'ın düşüşü... Bu sahnede, rezaletin ve sefaletin tasviri konusunda allame-i cihan olan İhsan Oktay Anar kadar olamasa da en azından bir Charles Dickens tadı alıyorsunuz. İkinci sanatı ise ruh çözümlemesi... Bu konuda en çok hayran olduğum kısım, ittihatçıların dönemi kapanıp da Adnan davasız kaldığı zaman bir ikileme düşüyor: bir yanda pek gönül vermediği, Damat Ferit'in başını çektiği Hürriyet ve İtilaf tayfası... diğer yanda daha sıcak baktığı, milli
Tarih
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,381 okunma
Partiler kurarak, siyasal özgürlüğümüzle birlikte Meşrutiyet yönetimini de güçlendirdiğimize, sağlamlaştırdığımıza inandık. Sonunda bu partiler, tıpkı uygar ve ileri ülkelerde olduğu gibi kavga ve mücadeleye başlayınca, sayın milletvekillerimizin mecliste birbirlerine karşı gösterdikleri kin ve düşmanlık, meşrutiyetimizin şeref ve haysiyetini yükseltiyor, meclisin çalışmalarını daha verimli bir hâle getiriyormuş gibi aptalca sevindik.
Sayfa 23 - Taklitçiliğimiz·Kitabı okudu
Tarih