Gerçekte her toplumun düşünce ve ihtiyaçları kendine özgü olduğu için, siyasal ve toplumsal konularda diğer bir toplumun deneyimlerinden yararlanmak kadar çetin bir iş yoktur. Eğer duygu ve düşüncelerin hususiliği olmasaydı toplumbilim, şaşılacak ölçüde hayvanbilimle karışırdı. Bu yüzden, diğer ulusların deneyimlerinden yararlanma girişiminde bulunan bir ulusun onarılması imkansız yanlışlara düşmemesi çok zordur.
Malum-ı âliniz ki çiftlik sahibi koyunları çobana otlatsın diye emanet eder. Çoban koyunları bir gün kurda kaptırır. Fakat kurttan kurtaramadığı koyunların pöstekisinden bir kanlı parça olsun kurdun ağzından kapar, sahibine getirir; sürünün kazaya uğradığını bununla ispat eder. Biz de sizin ellerinize bir vatan emanet ettik Beyefendi! Fakat üç kıtalı vatan haritasından, bize, siz bu kanlı pösteki kadar bir parça olsun getirmediniz. Biz size bunu hesabını yine sormadık. "Bu hesabı niçin sormadınız" diye bu millet yarın bizden hesap isteyecek. İşte bizden sorulacak hesap duruyor Beyefendi.