Ancak, acaba Sokrates bu konularda gerçekten bilgisiz midir? Muhataplarının çoğu, bilgisizliğini bahane ederek değişik erdemlerin doğasına ilişkin görüşlerini açıklamaktan kaçınması karşısında onun içtenliğinden kuşku duyarlar. Eğer böyleyse, Sokrates bilgisizliğin ilanını acaba neden bir aldatmaca, bir oyun gibi kullanmıştır? Sokrates'in amacı muhataplarının bilme yanılgısına düştükleri şeyi bilmediklerini ortaya çıkartmak olduğu sürece, zorunlu ola-rak soran, sorgulayan rolünü üstlenecek, bildiğini iddia eden de, bu alışverişte yanıtlayan konumunda olacaktır. Sokrates bilmediğini ileri sürerek asla yanıtlayan konumunda olmayacağını ortaya koymaktadır, -zaten hiçbir şey savunmaz- böylelikle de her zaman soran konumunda kalmayı sürdürür, çünkü bir bilgi iddiasının temelini eşelemek için o şeyi mutlaka bilmesi gerekmez. Thrasymakhos'un, hiçbir şeyi yanıtlamayan sitemine karşılık, bir şey bilmediğinin bilincinde olanın hiçbir şekilde yanıtlayamayacağını söyleyerek kendisini haklı çıkartır; tutumunu doğrular. Ünlü Sokrates ironisi de, işte tam bu noktadadır: Sokrates bilgi-sizliği, uyararak kendi sorgucu konumunu korur ve bildiği-ni ileri sürmek gibi bir hataya düşeni sıkıştırarak bilgisizliğini ortaya çıkartır. Sokrates ironisi bu durumda iki yönlü bir aldatmacaya yol açar: Sadece kendi bilgisizliğini ortaya koy-maz, muhatabını sahip olduğunu sandığı bilgiyi ortaya çıkart-maya özendirir. Zaten bu nedenle, hiçbir şey eğitmediğini savunarak (Savunma 19 d, 33 a), her zaman karşısındakiler-den bir şeyler öğrenmeye hevesli bir öğrenci gibi davrandığı-nı söyler (Hippias Elatton 369 d-e, 372 a-c ve izleyen üç bö-lüm). P. Hadot, bu durumu, "Sokratik ironi muhatabından bir şeyler öğrenmeye hevesliymiş gibi davranıp, onun sini bilge sandığı alanda bir şey bilmediğini ortaya