Sömürgecilik kapitalist yayılmacılığın bir sonucu muydu, yoksa doymak bilmez işadamlarının tesa-düfen ellerine geçirdikleri bir girişim mi? Son tahlilde bütün bunların hiçbiri önemli değildir. Önemli olan, bugünkü sömür-geleştirme ve sömürgeleştirilen gerçeğidir. Sömürgeleştirile-nin sömürgeleştirme olmadan nasıl olacağını hiç bilmiyoruz, ama bunun sonucunda neler olduğunu kesinlikle görüyoruz. Sömürgeci boyun eğdirmek ve sömürmek için sömürge insa-nını tarihsel ve toplumsal, kültürel ve teknik akışın dışına itti.
Güncel ve gerçek olan şey, sömürge insanının kültürünün, toplumunun ve teknolojisinin ciddi bir zarar gördüğü, karşı-lığında da yeni bir yetenek ve yeni bir kültür edinmediğidir.
Sömürgeleştirmenin açık sonucu, artık sömürge halkı arasın-da sanatçı ve teknisyen kalmamasıdır. Sömürge halkı arasında teknik bir yetersizliğin var olduğu da doğrudur. Sömürgeci tepeden bakar bir havayla, "Arap tarzı çalışma," der. Ama bı-rakın davranışı için bir mazeret ve lehine bir kıyaslama nok-tası bulmayı, bunda kendi suçunu görmesi gerekir. Sömürge insanının nasıl çalışılacağını bilmediği doğrudur. Ama onlara modern teknikler nerede öğretildi, kim öğretti? Meslek okul-ları ve çıraklık merkezleri neredeydi?
Bazen, "Endüstriyel yöntemlere çok fazla önem veriyorsun.
Ya el sanatları? Kurumuş ağaçtan yapılmış şu masaya bak; ne-den sandık tahtalarıyla yapılmış? İşçiliği de kötü, kötü plan-lanmış, ne boyanmış ne de cilalanmış," denildiğini işitiyorum. Evet, elbette bu tasvir doğrudur. O çay masalarının tek doğru dürüst özelliği biçimleridir -zanaatkârların yüzyıllar kadar eski gelenekten gelen yeteneğidir bu. Geri kalanına gelince, yaratıyı esinleyen taleptir. Bu masalar kimler için yapılıyor? Satın alan kişi rende, cila ya da boya için fazladan para ödeye-cek durumda değil. Bu