Bu inanç, yasanın geçerli olduğu ve sivil özgürlüğün bulunduğu her devlette geneldir. Yasanın gücü kendi adına bu inanca dayanır ve o, yasanın hükümlerini en yüksek hak kılar. Bu durum, her şeyden çok, yasanın tesadüfi olmadığını, aksine bir ulusun gelişimini ve doğruya dair bilincini gerçekten ifade ettiğini kanıtlar. Bu nedenle, aristokratların, rahiplerin vb. sert yasalar yoluyla bir halkı cehalet ve kölelik içinde tuttuğundan bahsedildiğinde; bu, sanki birkaç aristokratın bir ulusu süt ve balın aktığı bir Kenan diyarı yerine sert bir iklime sahip kısır bir ülkeyi seçmeye zorladığını söylemek kadar ahmakça bir muhakemedir. Bir ulusa, onun kültürel gelişim derecesinin (bildung) izin verdiğinden başka yasalar vermeyi istemek beyhudedir.
Metin içi Not: "En iyi yasalara sahip bir devlette, yargılanan ve ertesi gün asılması gereken bir adam, Türkiye'deki (Osmanlı'daki) bir paşadan daha özgürdür."