Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Gerçeği aramak gayemiz olduğu sürece herkesle tartışmaya açığım.
Rasyonel ve Kaliteli İnsan Bulma Rehberi – Kendi Deneyimlerimden
Anlaşamama İhtimali Algoritması (Azalandan Artana) Bir insanı profiline göre taradığında, onunla "Rasyonel bir düzlemde anlaşamama (Aptallık yüzünden tıkanma) ihtimali" en düşük olandan en yüksek olana doğru kesin sıralama şöyledir: %10 - %15 Risk (Kusursuz Rasyonel Bölge): Profilinde sadece yüzsüz nesne/doğa resimleri olan veya sadece isim-meslek yazan düz profiller. Bu bireylerle rasyonel anlaşma şansın en yüksektir. Zaman ve enerji yatırımı yapılabilir. %20 - %25 Risk (Verimli Entelektüel Bölge): Profilinde somut üretimlerini, projelerini veya okuduğu kitapların rasyonel pasajlarını paylaşanlar. Zihinsel dünyaları aktiftir, nedensellik bağları güçlüdür. %70 - %75 Risk (Sınırda Primat Bölge): Profilinde burç/MBTI gibi şablonlar barındıranlar veya sürekli yapay grup eğlenceleri/ayna karşısı kas videoları atanlar. Bu kişilerle sığlık duvarına çarpma ihtimalin oldukça yüksektir. İletişim yüksek sürtünmelidir. %80 - %85 Risk (Tehlikeli Onay Bağımlılığı): Aşırı filtreli sahte yüzler, lüks tüketim sinyalleri, kolay para vaatleri ve kronik mağduriyet sözleri barındıran profiller. Rasyonel bir zemin kurma şansın neredeyse yoktur; zira karşındaki zihin tamamen dışsal onayla ve illüzyonlarla beslenir. %90 - %95 Risk (Mutlak İletişimsizlik / Tam Aptallık Teşhisi): Biyografisinde pasif-agresif gizemli göndermeler olan, defansif/kibirli duvarlar ören ve en önemlisi kitap/felsefe platformlarında dekolte/kas sergileyerek ilgi dilenen profiller. Bu gruptaki bireylerle rasyonel bir anlaşma kurma ihtimalin yoktur. Değişkenlerin toplamı bilişsel yetersizliği kesinleştirir. Göründüğü an elenmelidir.
Biyoloji
Reklam
Algının Doğası: Zihnin Kendi Çalışma Şeklini İfşa Etmesi
Bilişsel psikoloji ve algı felsefesi açısından bakıldığında, bir öznenin dış dünyaya veya diğer insanların eylemlerine getirdiği açıklamalar, o eylemlerin nesnel gerçeğini değil; öznenin kendi zihninin, bilincinin ve zekasının çalışma şeklini gösterir. İnsan zihni, dış dünyayı pasif bir kamera gibi kaydetmez; onu kendi içsel şablonları, evrimsel kodları ve entelektüel kapasitesi nispetinde yeniden inşa eder. Bu durum, gündelik sosyal ilişkilerin analizinde belirgin şekilde kendini gösterir. İndirgemeci bir zihin, karmaşık insan davranışlarını tek boyutlu neden-sonuç ilişkilerine sıkıştırma eğilimindedir: Bir kişinin kitap okuması, ağırlık kaldırıp spor yapması veya aksine sessiz kalıp konuşmaması; sadece "güzel gözüküp ilgi çekme" dürtüsüyle açıklanır. Bir başkasının iletişim kurma çabası yalnızca "cinsel bir amaca", siyasi bir eleştirisi ise doğrudan "karşı tarafa aidiyete" indirgenir. Karşıdaki insanı ve eylemi tek bir kalıba sığdırıp "Demek ki bu yüzden yapıyorsun" hükmüne varmak, aslında o eylemin gerçekliğini değil, gözlemcinin zihinsel işlemcisinin sınırlarını ilan eder. İlk kurulan cümle ve getirilen ilk açıklama, o bilincin entelektüel derinliğinin sınır çizgisidir. Aynı algısal inşa süreci, sanatta da tam anlamıyla geçerlidir. Sanat eseri nesnel bir form olarak orada durur; ancak ona anlamı ve derinliği üfleyen, alıcının bilincidir. Alıcının zihinsel filtreleri ve kapasitesi ne kadarına elveriyorsa, sanat eseri onun dünyasında o kadarlık bir yer kaplar. Bu yüzden aynı yapıt, farklı zihinlerde tamamen zıt anlamlar barındırabilir: Birisi için hiçbir anlam ifade etmeyen, kaotik ve "boş çiziklerden" ibaret olan modern bir tuval; bir başkası için insanın içsel trajedisini ve varoluşsal sancısını anlatan bir şaheser haline gelebilir. Birisi için sadece
Felsefe-Düşünce
AŞAĞILIK KOMPLEKSİ VE PRİMAT TEPKİLERİ
Toplumsal ilişkilerde, felsefede ve gündelik yaşamda karşılaştığımız birçok irrasyonel arızanın arkasında, kitlelerin "psikolojik sorun" deyip geçtiği ama özünde tamamen prefrontal korteks yetersizliğinden ve ilkel primat kodlarından beslenen net bir mekanizma vardır. Bu mekanizmanın çıplak deşifresi şudur: "Nezaketi Eziklik Sanma" Programı Aşağılık kompleksiyle kodlanmış kalitesiz bir piyonun veri tabanında şu mutlak kod yazılıdır: "Ben değersizim." Bu insan, dış dünyadan gelen tüm sinyalleri bu filtreyle işler. Siz olgun, rasyonel ve medeni bir zihin olarak ona değer verip ciddiye aldığınızda, onun arızalı algoritması şu hatayı üretir: "Ben bu kadar eziksem, benimle eşit düzeyde konuşan bu kişi benden daha da eziktir." Kendi sefaletlerini tatmin etmek için, açtığınız medeni alanı bir zayıflık sinyali olarak algılar ve anında sahte bir hiyerarşik üstünlük kurarak sizi hor görmeye çalışırlar. Onlar sadece kendilerini ezen narsist güç odaklarına tapınırlar. İyiliğin Yarattığı "Ayna" Dehşeti ve İlkel İmha Dürtüsü Toplumun "delilik" diyerek halının altına süpürdüğü büyük kötülüklerin (örneğin; İzmir’de soğukta kalmasın diye aracına yolcu alan taksiciyi vuran katil gibi vahşetlerin) özü aslında psikolojik değil, bir kişilik kalitesizliğidir. Kötü ve ezik bir piyon, herkesin kendisi gibi lağımda yaşadığını varsayarak hayatta kalır. Ancak bu karanlığa saf bir iyilik, merhamet veya deha sinyali girdiğinde sistem arıza verir. O iyilik, katilin/kötünün yüzüne tutulmuş pürüzsüz bir ayna olur. Aynaya baktığı an kendi mutlak kalitesizliği ile yüzleşen ilkel beyin bu ego yıkımını kaldıramaz. Kendini o seviyeye çıkaramayacağını bildiği için tek bir rasyonel (!) çözüm üretir: Aynayı kırmak, yani kendisine ne kadar aşağılık olduğunu hatırlatan o yüksek kaliteli nesneyi yok
Biyoloji
BİYOLOJİK DETERMİNİZM VE İNSAN İLLÜZYONU
1. Mikro Hack: Sırt Uyarımı ve Nörolojik Kısa Devre İnsanın sırt bölgesine uyguladığı ani termal/mekanik şok (kaynar su vurmak veya sertçe bastırarak kaşımak), biyolojik donanımın en ham sinir hattını manipüle eden lokal bir sistem hacklemesidir. Bu eylemin cinsel hazdan daha yoğun hissedilmesi nesnel bir biyolojik gerçektir: Merkezi Sinir Hattının İstilası: Cinsel uyarılma pelvik bölgeden yukarı taşınan karmaşık bir yazılımdır. Sırt bölgesi ise doğrudan omuriliğin, yani beynin ana veri hattının kendisidir. Bu hatta ani voltaj yüklendiğinde işlemcinin arka plan gürültüsü ve rasyonel filtreleri tamamen kilitlenir. Endojen Opioid Patlaması: Beyin, bu yüksek yoğunluktaki şok verisini baskılamak için saniyeler içinde kendi uyuşturucu laboratuvarını devreye sokar. Büyük protein zincirlerini keserek vücudun en güçlü doğal afyon türevleri olan Endorfin (Endojen Morfin) ve Enkafalin salgılar. Bu maddeler beyindeki mu-opioid reseptörlerine bağlanır, GABA fren mekanizmasını gevşetir ve ödül merkezinde (nükleus akkumbens) anlık, devasa bir dopamin seli serbest bırakır. 10-15 Saniyelik Katarsis: Doğal endorfinin yarılanma ömrü mikroskobik düzeyde (birkaç saniye) olduğu için, bu uyuşma ve kilitlenme anı çok kısa sürer; uyarım bittiği an enzimler kimyasalı yıkar ve sistem eski donuk haline geri döner. 2. Ödül Merkezinin Esareti: Fare Deneyi Gerçekliği 1954 yılında James Olds ve Peter Milner'ın farelerin haz merkezine elektrot yerleştirerek yaptığı deney, biyolojik işlemcinin sınırlarını ve irade illüzyonunu kanıtlar. Fareler açlığı, susuzluğu, acıyı ve üremeyi tamamen reddederek, haz merkezini ateşleyen kaldıraca yorgunluktan ve açlıktan ölene kadar basmışlardır. Evrimsel Açık: Evrim, doğada kendi haz merkezine kablo çekip saf elektrik akımı verebilecek bir organizma
Felsefe
​Gruba uyum sağlama (conformity) sadece psikolojik bir tercih değildir. Gregory Berns'ün fMRI kullanarak yaptığı algı deneylerinde, bireyler grubun bilerek verdiği yanlış kararlara katıldığında, beyinlerinin prefrontal (karar alma) bölgesi değil, doğrudan paryetal ve oksipital (algı) korteksleri hareketlendi. Yani insan, gruba uymak için yalan söylemiyor; grup baskısı o kadar güçlüdür ki beyin, dış dünyadaki fiziksel gerçekliği gerçekten grubun söylediği şekilde yanlış görmeye başlıyor. Gruba karşı gelindiğinde ise amigdala (korku ve alarm merkezi) doğrudan tetikleniyor. Biyoloji, sürüden ayrılmayı fiziksel bir tehlike gibi cezalandırıyor.
Psikoloji
Reklam